sabetay Sevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sabetay Sevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Dünyada kendilerini Yahudi olarak tanıtıyorlar ama Türkiye'de 'Türk'üz!' diyorlar. Sabetayistler Türklere ve Türkiye'ye ihanet ediyorlar. | Akademi Dergisi

1924 mübadelesi, adnan menderes, ayşe arman, benzet ama benzeme, evet ben selanikliyim, ılgaz zorlu, ismail cem, masonluk, sabetay Sevi, sabetaycılar, sabetayistler,

YAHUDİ MÜNAFIKLARI
''BENZET; AMA ASLÂ BENZEME!''

Sabetay Sevi cemaati mensuplarından ve ''Evet Ben Selanikliyim, Türkiye Sabetaycılığı'' kitabının yazarı Ilgaz Zorlu, geçen sene, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın Diyalog Platformu’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’de sayıları 100 bini bulan Sabetayclar’ın asıl hüviyetlerini gizlemelerinden yakındı. Zorlu, İzmirli bir haham olan ve bazıları tarafından mesih (kurtarıcı peygamber) olarak kabul edilen Sabetay Sevi’nin adıyla anılan Sabetaycılığı şöyle tavsif etti:
 
➥ ''Sabetaycılar bence Türkiye’nin gizli Yahudi cemaatidir. Kendilerine sorarsanız, Türk ve kabul edilebilir ölçüde Müslüman bir cemattir. İsrâil’de Sabetaycılık, Yahudilik içinde kabul edilmiyor.''

Sabetaycılığın 1924’ten beri Türkiye’nin temel taşlarından olduğunu ifade eden Zorlu, sözlerine şöyle devam etti:

➥ ''Sabetay Sevi’nin doktrini tamamen Yahudiliğin içindedir. Sevi, zamanında hahamlar tarafından çok şikâyet edildi. Ama Osmanlı bunu, Yahudiliğin iç meselesi olarak kabul etti ve karışmadı. Bunu fırsat bilen Sevi, bütün Anadolu’yu dolaştı. Sabetaycılar o zaman saraydan reaksiyon almadıkları için çok ileri gitmişlerdir. Hatta çok organize olan Sabetaycılar, saraya bile girdiler. Sabetaycılarla Yahudilik arasındaki ilk ciddî problem, Sabetay Sevi’nin doktrinleri ile ortaya çıktı. Meselâ Yahudilikte kadınlar duâya kaldırılmaz, Sevi ise kadınları duâya çağırdı. Bu büyük sıkıntıya sebep oldu.”

Sabetay Sevi’nin kendi cemaatine, ''Benzet; ama aslâ benzeme!'' doktrinini benimsettiğini söyleyen Zorlu, bunu şöyle açıkladı:

➥ ''Kendini Müslümanlar’a benzet; ama aslâ onlar gibi olma prensibidir.''

Türkiye’de pek çok tanınmış ve önemli mevkilerdeki insanın Sabetayist olduklarına işâret eden Zorlu, 
 
➥ ''Meselâ Dışişleri eski bakanı Coşkun Kırca’nın babası bir hahamdır. Uluslararası arenada Sabetaycılar kendilerini Yahudi olarak gösteriyor. Buraya gelince Müslümanım, diyorlar. Şimdiki Dışişleri Bakanı İsmâil Cem, ABD’nin Yahudi Dışişleri Bakanı Albright ile çok samimi. Acaba bunu nasıl başarıyor? Karşı olduğum, Sabetaycı kökeni kullanarak, sonra bunu reddetmektir. Bunu yapanları kınıyorum. Meselâ, Bilgin âilesi Sabetaycıdır; ama bunu söylemiyorlar. Mason localarını halka açan Sahir Talat Akev Sabetaycıdır."

''1954 yılı genel seçimlerinde, Sabetay cemaati temsilcisi Nazım Bezmen bizzat Adnan Menderes’in isteği ile Meclis’e girdi. Sabetayistler bulundukları ülkenin kanun ve teâmüllerine kesin olarak uyarlar. Meselâ, biz her dînî toplantımızda Cumhurbaşkanı Demirel’e ismen duâ ederiz. Şişli Terakki Lisesi şu an bir Sabetayist olan Canan Barlas’ın kontrolünde. Bu okula Dinç Bilgin tâlip. Hedefleri 5 yıl içinde bu okulun kapanmasını sağlayarak, 2 trilyon değerindeki mülkü 300 milyara Dinç Bilgin’e satmaktır. Şu an bu plan uygulanıyor. Maalesef Türkiye’de Sabetay cemaati bir yozlaşma sürecindedir.''
 
Basın, 2000


BU YAYINIMIZI SOSYAL AĞLARDA PAYLAŞMAYIN, çünkü kimse görmeyecek.

Bizi, gerçek sahibi CIA olan Facebook başta olmak üzere Amerikan sosyal ağlarının hiçbirinden sağlıklı bir şekilde takip edemezsiniz. Sekiz senedir sansürleniyoruz ve bunu yüzlerce somut delil ile ispat edebiliyoruz. Buradaki yayınlarımızı/videolarımızı da Amerikan sosyal ağları üzerinden yaymayı başaramazsınız.

TELEGRAM KANALIMIZA BEKLİYORUZ

Paylaşımlarımızı anında görüp takip etmenin tek sağlıklı yolu Telegram grubumuza üye olmanızdır. Telegram, yine bir CIA projesi olan WhatsApp'ın alternatifi olan bir yazılımdır, bize has ve tarafımızdan üretilen bir yazılım değildir. Dünyada, onlarca devlette yüz milyonlarca kişi tarafından güvenle kullanılır. Güncel paylaşımlarımızdan anında haberdar olmak için şu Telegram kanalımıza takipçi olabilirsiniz: http://www.t.me/AkademiDergisi

Dönme Dolap Ahmet Emin - Yahudi Dönmesi -Sabetayist- Ahmet Emin Yalman

Yahudi Dönmesi -Sabetayist- Ahmet Emin Yalman
Yahudi Dönmesi -Sabetayist- Ahmet Emin Yalman


FÜREYYA HANIM VE AHMET EMİN YALMAN
Şâkir Paşa'nın kızı Hakkıye Hanımefendi ile aileler arasında oldukça eski bir hukuk vardı. Hakkıye Hanım'ın kocası Emin Paşa ise, Mürşidimin tâzimkârı, vatan sever, şerefli bir askerdi.

Hakkıye Hanımefendi ile Emin Paşa'nın, Füreyya isminde bir kızları ve Şâkir isminde de bir oğullan vardı.

Bir zamanlar, Atatürk'ün muhafızlarından olan Kılıç Ali ile evli olan Füreyya Hanım seramikçiliğe heves ederek bu işe başlamış ve hayli de muvaffak olmuştu. Ancak, sanatında en küçük bir Türk havası sezilmez, renk âhengindeki başarısına rağmen, abstre ve bir anlayışa göre de, bakana sıkıntı ve darlık veren ultra modern desenlerde ısrar ederdi.

Füreyya Hanım, Kılıç Ali ile aralarında talâk vâki olduktan sonra, mesleğine daha da sarılarak, devamlı sergiler açmaya başlamıştı. Bu sergiler her ne kadar iç karartıcı idi ise de, hatır kollayarak, davetlerine gitmeye gayret ediyordum.

Bir defasında da sergisini evinde açmıştı. Gene davetli idim ve gittim. İçeri girer girmez annesi karşıladı. Antreyi ikiye bölen paravananın bir tarafı tenhâ, diğer tarafı ise çok kalabalıktı. Bu kaynaşan insan yığınına şöyle bir bakmakla dahi, içeride hayli tanıdık simalar bulunduğunu görmüştüm.

Bu izdihamın arasına girmek istemedim ve paravananın öteki tarafına geçtim.

Hakkıye Hanımefendi ne beni bırakabiliyor, ne de diğer davetlilerden uzak kalmak istiyordu. Beni de öte tarafa geçirmek için bir orta yol bulduğunu zan ederek:

Cicim, gelin sizi Ahmet Emin Bey'le tanıştırayım, dedi.

Hayır hanımefendi, bu adam, din düşmanı, neticede de vatan hâini sayılır. Tanışıp elini sıkmak istemem, dedim.


Kadıncağız şaşırdı. Sâdece:

Dönme-Sabetayist ne Türk olur ne de Müslüman


Dönme-Sabetayist ne Türk olur ne de Müslüman
Dönme-Sabetayist ne Türk olur ne de Müslüman

ÖĞRETMEN NURİYE HAYIRLI HANIM ve DÖNME ARKADAŞI

İstanbul Lisesi felsefe hocalığından emekli Nuriye Hayırlı Hanım gerçekten, hayır için dünyâya gelmiş fazilet, meziyet, feragat ve şefkat sahibi bir kadındı, iyilikte o mertebe ileri giden bir insandı ki, artık hayır sahibi olmayı, sûistîmal etmiş denebilirdi.

Bir gün öğretmenler odasında otururken, ağlayarak içeri giren bir arkadaşı, Kandilli Lisesi'ne tâyin olduğunu ve her gün o dik yokuşu çıkmasına imkân görmediğini yana yakıla söyleyince: "Üzülme kardeşim, becayiş oluruz, senin yerine ben giderim!" demiş ve sekiz sene, o yokuşları, arkadaş hatırına inip çıkmıştı. Kız Muallim Mektebinin hocalarından Nebâhat Karaorman'ın kardeşi olan bu hanım da, o fedâkârlığı minnetsiz kabul eylemişti.

Üstelik, bu arkadaşın, hocalıktan ayrılmış olsa da geçimi yerinde olduğu halde, Nuriye Hanım'ın idare etmeye mecbur olduğu bir ailesi vardı. Son derece muhterem ve muhteşem bir insanlık âbidesi olan Bakırköy eski müftüsü yüz yaşında bir baba, hasta bir ana ve gene hasta bir kardeş ile, evlâtlıkları vardı. O târihte Nuriye Hanım'ın evi Yeşildirek'de yâni İstanbul Lisesi'nin çok yakınında olduğu halde, sayısız hayırhahlıkları arasında, işte bir de böylesi olmuştur.


Eski bir Sabetayist, Sabetayistleri Deşifre ediyor. Ilgaz Zorlu'nun itirafları

Sabetayistleri Deşifre ediyor Ilgaz Zorlu'nun itirafları
Sabetayistleri Deşifre ediyor Ilgaz Zorlu'nun itirafları


"SECRET DOCUMENTS ABOUT TURKİSH SABETAİST FOLLOWERS"
Sabetaistliğin kurucusu Sabetay Sevi’nin soyundan gelen torunu Ilgaz Zorlu, Rahşan Ecevit’in asıl isminin “Raşel” ve Sabetayist olduğunu açıkladı.
- Benzer şekilde Gazeteci Mehmet Barlas’ın eşi Canan Barlas için de Sabetayist asıllı açıklamasını yaptı.

- Türk Masonlarının büyük çoğunluğu Sabetayistlerin “Kapani” kolundan geliyor.

Fahri Korutürk başta olmak üzere Türkiye’de seçilen Cumhurbaşkanlarının önemli bir kısmı da Sabetayist idi.

 - Türkiye’de “İslam inancını” baskı altına alarak devre dışı bırakmayı amaçlayan “katı Laiklik” söylemleri ve "Atürkçülüğün dine karşıymış gibi gösterilmesi"nde  Sabetayistlerin önemli yönlendirmesi var. 

- Türkiye’de ordu kumandanlarından önemli bir kısmı da Sabetayist inancına bağlı

- İstanbul’da Sabetayistler için Bülbülderesi mezarlığı var. Ve ilginç yazılar görüntüler yer alıyor.

Önemli Not : Ilgaz zorlu açıklamalarından dolayı mahkemede yargılandı ve savunmasını ayrıntılı olarak yaptı. Aşağıda Sayın Ilgaz Zorlu’nun Türkiye’deki Sabetayistlerin maskesini indiren mahkeme savunması dosyasını sunuyoruz.

Evet ben Selanikliyim! (Sabetaycıyım!) Ilgaz Zorlu, Şemsi Efendi, Şimon Zvi

ılgaz zorlu şemsi efendi şimon zvi
ılgaz zorlu şemsi efendi şimon zvi


Selanikli deyince ne gelir aklınıza? 1) Selanikli Yunanlılar. 2) Nazilerin katlettiği Selanikli yahudiler. 3) 1924'te mübadeleyle Türkiye'ye göç eden Selanikli müslümanlar. 4) Aynı mübadeleyle gelen ‘‘dönmeler.’’ İşte ‘‘Selanikli’’ denildiğinde, özellikle son kategoride olanlar kastedilir. 17. yüzyılda mesihliğini ilan edip, sonra müslümanlığı kabul etmek zorunda kalan İzmirli yahudi Sabetay Sevi'nin yandaşı birkaç ailenin soyundan gelen ‘‘Selanikliler’’, daha doğrusu ‘‘sabetaycılar’’, 350 yıl cemaatleri hakkında ser verip, sır vermediler. Ama 1990'larda içlerinden biri yazmaya, anlatmaya başladı. Ilgaz Zorlu, 29 yaşında. Annesi sabetaycı, babası dindar müslüman bir aileden. Cemaatinde çok iyi tanınıyor. Kimi ona deli diyor, kimi hain. Prof. Dr. İlber Ortaylı, ondan şöyle söz ediyor: ‘‘Bugün Sabetaycılar kendilerini henüz açıklamaz. Tek istisnanın, ama hakikaten tek istisnanın Ilgaz Zorlu olduğunu takdirle belirtmek gerekir.’’ Belge Yayınları, Ilgaz Zorlu'nun makalelerini ‘‘Evet, Ben Selanikliyim/Türkiye Sabetaycılığı’’ başlıklı bir kitap halinde yayınlandı. Onunla hayatını, sabetaycılığı ve sabetaycı cemaati konuştuk.

Sabetaycılığı ne zaman keşfettiniz?

-Annemle babam çalışıyorlardı, bana anneannem baktı. Anneannem Selanik'te doğmuş ve 24 yaşında mübadeleyle buraya gelmiş. Atatürk'ün ilkokul öğretmeni Şemsi Efendi de dedemin dedesi. Şemsi Efendi yaşadığı dönemde, büyük bir Kabbala bilgini ve sabetaycılar içindeki cemaatleri (Kapancılar, Karakaşlar, Yakubiler) birleştirmeye çalışıyor. Düşünün, üç yüzyıl boyunca müslüman gözüküyorsunuz, içerde yahudiliği uyguluyorsunuz, daha doğrusu yahudiliğin kabbalistik, mistik bir bölümünü. Cemaat tamamen içine kapalı. Ben 19 kuşak boyunca Sabetay Sevi'nin kardeşinin soyundan bir aileden geliyorum. Büyükannemin çok sağlam bir sabetaycı kültürü var, ama korkuyor. Çünkü Varlık Vergisi olayını, ondan önce Karakaş Rüştü olayını yaşamış. Cemaat asimile olma kararı almış.

KARAKAŞ RÜŞTÜ OLAYI

Karakaş Rüştü olayı nedir?

-Sabetaycıların Karakaş grubundan olan bu adam 1924'te bir anlaşmazlık sonucu cemaatin sırlarını gazetelere ifşa ediyor ve Atatürk'e mektup yazıyor. Biz asimile olamıyoruz, bizi ne olur müslüman yapın diyor. Anneannem korkarak anlatırdı. Bu olay olduğu zaman evleri basacaklar şayiası ortaya çıkmış. Birçok aile ellerindeki belgeleri yakmış.

Size de aynı gözle bakanlar var mı cemaat içinde? İkinci Karakaşzade Rüştü olduğunuzu söyleyenler?

-Evet, evet tabii. Benim için önce bu adam kendini Sabetay Sevi sanıyor dediler. Deli olmakla, Karakaşzade Rüştü olmakla, Mesih olmakla suçlandım. ‘‘Allah kahretsin, başımıza dert açacaksın’’ dediler.

Büyükannenizden neler öğrendiniz?

''Eşimin ailesinin Sabetayist olduğunu, evliliğimizin 30. yılında öğrendim'' Özdemir Erdoğan

Eşimin ailesinin Sabetayist özdemir erdoğan
Eşimin ailesinin Sabetayist özdemir erdoğan


"Şarkı Söylemek Lazım" yarışmasıyla yeniden gündeme gelen Özdemir Erdoğan eşinin Sabetayist olduğunu 30 yıl sonra öğrenmiş.

Erdoğan o anı şöyle anlatıyor:

Türklerin yönetimini Türk görünerek ele geçiren Sabetaycı derin devlet mensupları, laikliği Türkiye'de bir din gibi dayattılar. | Akademi Dergisi

ılgaz zorlu, Laiklik sorunu, röportajlar, sabataycılar, Sabatayistlik, sabetay Sevi, sabetaycılık, sabetayistler, Yakın Tarih, akademi dergisi, Mustafa Kemal Atatürk, cem ipekçi

Akit gazetesinde, kendisi de Türk ve Müslüman gözüken bir sabetayist iken daha sonra mahkemeye başvurup kimliğine "Musevi" yazdıran ve içinden çıktığı cemaatini deşifre eden Ilgaz zorlu ile yapılan ropörtajı sunuyoruz:

Cem’in dedesi Haham!

"Evet, Ben Selanikliyim" adlı kitabıyla tanınan Sabetaycı Ilgaz Zorlu, Cumhurbaşkanlığı tartışmalarını AKİT’e anlattı...

Sabetayistler nasıl isim seçerler?


sabetay Sevi, sabetaycılar, sabetaycılık, sabetayistler, sabetayistlik, selanik dönmeleri, slider, yahudi dönmeleri
  Sabetayistler Nasıl İsim Seçerler


                                              

1- Ibranice ile Türkçe arasındaki ses benzeşmelerini dikkate alarak sesçe en yakın ismi alarak (Kemal
, Cemal = Samuel), (Sabi = Sabih), (Joshua = Coşkun = Yeşuah), (Sarah = Serra), (Ida = Eda, Moises = Muazzez, Negrin = Nesrin, Cassab = Kasap, Tchitchek = Çiçek, Muchtar = Muhtar, Atıl = Etel, Hakan = Hakham, Sema = Semha, Aliye = Aliyah, Meli = Melih, Benyamin = Bünyamin = Binyamin , Esra = Ezra = Azra, Malakh = Melek, Anvi = Avni, Tzachi = Zeki vb)


2- Tevratta geçen ismin Arapça ve Türkçe karşılığını alarak (Selahattin = Methushelach, Ibrahim = Abraham = Avraam, Solomon = Şlomo = Selim = Süleyman, Ishmael = Ismail, Yakob =Yakup= Yaakov = Jak, Yasef = Yusuf = Josef, Yitzach = Izzet, Ester = Yıldız, Şalom = Barış, Mark = Savaş, Yafit = Sibel, Rahşan = Rachel, Melek = Rebeka, Ilyas = Eliyahu, Zachariah = Zekeriya, Davut = Davit = Cavit, Eyüb = Job, Ari = Arslan = Leon, Ishak = Behlil = Güler = Güllü = Gülse = Gülden, Rozali = Gülben, Daniel = Denel vb)

3- Ibranice ve Türkçedeki aynı sessiz harflerden oluşan isimleri yakınsatarak (çünkü Ibranice, sadece sessiz harflerle de (yani sesli harfleri temsil eden nokta ve işaretleri kulanmadan) yazilabiliyor böylecene sessiz harfler ayni oldugundan okunuslar ayni kabul edilebiliyor) Sumru = Semra = Samra, Nahit = Nihat, Marat = Murat = Mert, Ahmet = A’mit = Ümit, Rifat = Rafet, Barak = Berk, Ferdi = Ferid -> Feridun, Selin = Sülün = Selen, Malka = Melike, Kamil = Kemal, Rina = Rana = Rena = Rona = Eren, Nitsa = Nisa, Sadık = Sadok, Omri = Emre, Amira = Emir, Mehmet = Mahmut, Emine = Mana = Mine = Mina, Sulhi = Selah = Salih = Salah = Selahattin, Oren = Ören, Arif = Rauf = Raif -> Rıfat, Selami = Selim = Salim, Oktay = Kutay = Aktay, Anıl = Nail = Nil, Ander = Ender = Nadir, Reşat = Raşit, Şafak = Şefik, Hasan = Hüsnü = Hason, Eşref=Şeref=Şerif.

4- Soyisimler, bir sonraki jenerasyonda isim olarak seçilerek, (Aksel, Cin, Şencan, Önder vb)

5- Ladino ve Yiddish dilindeki Musevi isim ve soyisimlerin Türkçesi kullanilarak (Doğulu = Mizrahi, Barda = Bardavit, Nemesh = Çil, Kınay = Yissakhar, Asaf = Asaf, Tarık = Tarık, Kerem = Kerem, Kenan = Kenan, Nuri = Nuri, Halil = Halil, Naim = Naim = Nachum, Serap = Seraph, Edgü = Tov, Fuat = Lev, Hasefe = Ha Sefe, Ifoq = Ufuk)

6- Sabetayciligin yayildigi ve yasatildigi (Misir, Cezayir, Sam, Kirim, Izmir, Manisa, Sofya vb) yerlerin isimleri ve Selanik ve çevre köy ve ilçelerinin (Poroy, Topçular, Kayalar, Kavala, Vidinli, Gevgili, Vardar, Serez, Teselya, Tırhala, Drama) isimlerini –li ekiyle birlikte tasiyarak. (Cezayirli, Mısırlı, Şamlı, Sofyalılar vb). Sabetay Sevi’nin sürgün edildiği Arnavutluk’un Ülgün/Akkum şehirlerinin ismini taşıyarak...

7- Tevrat’ta varolan isimlerin örnegin Abraham (Ibrahim), Jacob (Yakup), Ismail (Ysmael), Yahya (Yohanna) sonuna -zade, -gil, -han, -oğlu vb. getirerek. (Ibrahimzade)

Isimlerin bircogu anlam bakimindan birbirine baglaniyor; cünkü manaca iyi, güzel, sevimli, neşeli, sevinç, şen, güçlü, ulu, yüce, zengin, akilli, uğurlu, soy, aslan, bir, tek, biricik kelimeleri çevresinde dönmüstür. Sabetaycilar, yabanci dilden Yahudi soyisimlerini tercüme ederken, Türkçede eş anlama gelen ekler ve soyisimler kullanmislar ve böylece soyisimlerinin hepsi manaca ayni yere baglanmistir. Sururi (mutlu, sevinç), Gür (Coşkun), Alp (Yigit, güçlü, metin, ayhan, kunt, gürbüz, Narter, Acar, eralp, çevik, batu, kuvvetli, erkli, er, Alpar, bayar), Dinç (Güçlü, Baran, Bükey), Ulu (Yüce, Ali, Hiram, Fadıl, Tanju, rıfat, Üstün, Edis, Bülent, Berrin, yüksek, senih, Baha, bay, erk, Egemen, Bayar, Sami), Ak (Arı, saf, ulu, güçlü), Dik (Sarp), Olcay (şans, kut, uğur, ongun, sadun); Tabu (kutlu, mebruk), Sert (katı), Güç (zor), Or (ışık, ziya, pertev, mahir), Soy (öz, Kök, Dor, Nesil, Nejat, tüzün), Ata (min, soy, ced, ben (bin), oğul, su), Altın (Altun, Som), Bar (Par, Son, oğlu), Berk (Bark Barak, sağlam, sert, katı, güç), And (ant, söz), Gün (La, Gun), Avar (Gör), Susmuş (söylemez), Bir (ehad, tek, biricik, bitek), Bay (zengin, serra); Baş (Kopf), Kent (Şar), Çehre (cemali, yüz, ladino dilinde ise “kara”), şanlı (ünlü, tanır), şölen (Cümbüş), Güven (tekin), ateş (kivilcim, yalım, yalın, kor, alev), çift (ikiz), Tarık (Ekin), Tay= Genç anlamındadır ancak ismin başındaysa Ulu, sonundaysa Soy!!! Tokay = Dolunay, TOK = Savaş, TUĞ = Kut, Uğur, Türe (Tegin), Tüzün (soy, uysal), Balkan (dağ), Başal (öncü, önder, Sinan, Ataman, serdar, başol, başer), Baş (uç, ön, birinci, ilkin), Boysan (heybetli, ulu, görk, aybar), Dağ (tav, ululuk), can = tin =diril, Kibar (Moran), Fevzi (Viktor, Zafer), Kor (Öz, Ateş, Kür, Gür), Gönen (Onur, Şeref), Ogan (Bilge), Olcay (Ulu), Öget (zeka), Öz (can, tin, ben, gönül, temel, uz, dere, ırmak), Özen (Irmak), Laçin (Şahin), Sargut (ihsan), Yal (Dik, yar), Sibel (Cemile), Nasır (Viktor), Sır (Giz, vedia), Haydar (Aslan, Leon, Arslan), Mustafa (Mukhtar, seçilmiş), Sabih (Cemil, Tahsin), Tahir (saf), Baysal (Düzenli), Cenap (onur), Edis (Değerli), Egemen (Hakim), Haldun (Kalp, Levi), Kemal (Bilgili), Soysal (Uygar, Çağdaş), Yalman (Kılıç), Neva (Güç), Ekemen (Bilgili, Zeki), Tel (serra, tepe), Aviv (Bahar), Adar (Asil), Kuşcu (Rashba, Erkuş), Sigura (Güven, Şalev), Pak (Temiz, pek), Berk (berg, perk-, bark) , Ecevit (Cavit, Davit), GÖR (Kara-)

Sabetaycılarda soyismi kullanımında ÖZELLIKLE ve ÖZELLIKLE Orta Asya’daki yer ve eski Türk Boy ve Devlet isimlerinden alinan kelime ve komutan-hakan-kral isimleri göze carpmaktadir. (Bumin, Bleda, Inel Kağan, Bilge Kağan, Kubilay-Kublay, Mete, Oğuz, Tokay, Aybars, Talu, Toktay, Cengiz, Timur, Arbel, Sengir, Lezgi, Saka, İskit, Yenisey, Tigin, Oymak, Öngüt, As, Nayman, Savran, Tokay, Konrat, Barın, Argun, Elçin (Alchin), Topçu (Topchi), Bermek (Barmaq), Dilber-i, Karakaş (Qaraqas), Dormen (Durmen), Bakay, Aktepe, Serpil (Serpul), Turgay, Bürge, Çağatay, Hitay, Endican, Tarım, Bükey (Bokey), Akman (Aqman), Behzat (Bekzad), Bumin (Bomin), Kuşcu (Quschu), San, Togan, Kıyat, (Qiyat) Apak (Appaq), cömert (cumart), Karakaş (Karakash), Atam, Sagay, Tanay (Teney), Köse, Sarı vb) Tarihte Türkler'in kurdukları hanedanlardan birisi de Eyyûbîler'dir. Eyyûbî hanedânı üyelerinin büyük çoğunluğunun adları, en eski Türk adlarıdır. Selahaddin'in ağabeyinin adı "Turan"şah'tır. Kardeşlerinin adları ise, "Tuğtekin" ve "Böri"'dir. "Atabek" ismide Eyyubilerden gelir. Türk isimlerinden Artuk ismi Arapça'da Fazıl/Fadıl olarak geçer. Eski Türk hakanlarının isimleri güçlü hayvan adlarıydı ve ayrıca onlara lakap olarak kurt anlamına gelen "börü" denirdi. Örneğin, Arslan, Pars, Evren, Böke gibi. Evren ve Böke "ejder" manasına gelir. - Könik ise Yiddish dilinden gelmiştir, kral anlamındadır. Bey-kont ismi de kral, hakan anlamındadır. Keza, Batı "Hun" hükümdarı olan "Attila"'nın erkek kardeşinin ismi "Bleda" ydı. Nogay Hanlarından birinin ismi "Akbaş"'tı . Karahan devleti komutanlarından birinin ismi Tegin’di. Göktürklerde Kül-Tegin (Gül-tekin) ve ağabeyi Bilge-Kağan hakanlık yapmıştır. Oğuzlarda "Tokar/Töker/Toker" boyu vardı. Orta Asya'da Dondarlı/Dündar kasabası; Ak-yüz-Kara-yüz bozkırları vardır Man-kermen ise büyük hisar anlamını taşırdı. Kıpçaklarda Kangar/Kongar boyu vardı ve hanlarından birinin ismi Tokay’dı. Cengiz dönemi Merkit beylerinden birinin ismi Toktay’dı. Kırgızların Edigene oymağının kurucu beylerinden birinin ismi Bakal’dı. Hint-Türk Imparatorluğu beylerinden birinin ismi Bakar-han’dı. Başkurt ise bir Türk boyunun ismidir. Belgü-tay Cengiz Kağan’ın kardeşlerindendir. Babür Han’ın bey ve komutanlarından birinin ismi Birben’dir. Kulagu Han’ın kardeşlerinden Demir vardır. Denizhan ise Oğuz kağan’ın oğullarındandır. Sabetaycılar, Şamanizm’den de isimler almışlardır, Ülgen (diğer ismi Kuday) bir Şaman tanrısının ismidir. Şamanlar “adam”’a “atam” derlerdi. Ayrıca, Umay da Şamanizm’den gelmektedir. Ak rengin, Türklerin en eski inançlarından olan Şamanist dönemle ilgili bazı manevi inanmalarından kaynaklanarak ululuk, adalet ve güçlülük anlamları kazandığı görülmektedir. Aklık, temizliktir, arılıktır, yüceliktir, ululuktur. Kazakların, Ortayüz bölüğü, Uvak Girey oymağının dip dedelerinden birinin ismi Karakaştır. Kongar, Macar kumanları beylerindendir. Bakay ise, Manas destanında adı geçen bir beydir. Evrenk, Hint-Moğol Imparatorluğu’nda kralın ismidir. Dormen/Dorman, Kuman Hanlarından birinin adıydı. Sebüktekin, Alptekin, Bilgetekin Gazneli imparatorlarının isimleridir. Atakan, bir Hun beyi ve komutanının ismi.

Güner, Kazak ve Kırgız destanlarında adı geçen bir beydir. Ogan, Altay ve Tuna Türklerinde Ateş Tanrısıydı. Okay, Kırım hanlığı dönemi bey ve komutanlarındandı. Oktar, Batı Hun Devleti komutanlarındandı. Olcay Han, Oğuzname’de Nuh’un oğlu olan Yafes’in gerçek adıydı. Öndün, Kırgızların, Togay, Bugu ve Tokum oymakları dip dedelerindendi. Eski dönem Tanrı ad ve sıfatlarından biri Yazgan’dı. Baykal, Moğolistan’da bir göl ismidir. Muradoğlu, bir Türk oymağının ismidir. Karaduman, Tatarların bir boyudur; ayrıca, Kavala şehrinin bir kasabasının adıdır. Bursin, Sümer krallarından biridir.

Cev-at, Cev-det, ve Cev-za isimleri geniş kullanım ve kolay idrak özellikleri olan isimlerdir. Karakaşlarda tek isim olarak Mustafa ve göbek isim olarak Abdurrahman kullanılabilinir. Bunların kullanılma sebebi tarihteki öenmli Sabetaycı şahsiyetler olan Mustafa ve Abdurrahman Çelebi'dir. Bilindiği üzere Abdurrahman Çelebi, Osman Ağa'nın (Berechiah Russo) babasıdır. Osman Ağa, çocuğuna da Abdurrahman ismini vermiştir.

15-16. yüzyıllarda yaşayan Romen devlet adamlarının adları hep Türkçe idi: Akbaş, Akkuş, Barak, Bars; Baybars, Kazan, Ötemiş, Berkiş, Bilik, Kara, Buğa, Çolpan, Toluntay, Payandur, Tuttarkan (Tutrakan).... vb.

Museviliğe göre "goyim" Yahudi" kanından gelmeyen kişiye denir. "Ger" ise sonradan Musevi dinini seçen ancak Yahudi kanı taşımayan kimseye denir. "Ger", "Germen", "Gerçel", "Geren", "Ülger", "Erbelger" soyisimlerinde geçtiği gibi.

Sezen soyisminin ise (SZN), Sazanikos’tan türetildiğini sanıyorum. Dilber soyisminin ise Levi soyismi ile bağlantılı olduğu iddia ediliyor.

Sabetaycilarin iki ismi (ilk isim + orta isim) vardir, bunlardan biri yahudi ismini temsil eder. Mehmet ismi de Islamiyetle beraber bu ismi alan Sabetay Sevi yi simgelemekteydi. Özellikle ilk isim olarak kullanilir. Mehmet Ali, Mehmet Bülent vb. Karakaşlarda, doğan ilk erkek cocuguna Osman ismi verilirdi. Nadiren de olsa bu gelenek sürmektedir.

Sabetaycilarda gunumuzde yaygin olan bir gelenek ise, doğan çocuğa annesinin ya da baba-annesinin kızlık soyismini vermektir. Burada onemli olan kokenini ya da soy agicindaki aile icinde kaybolmak uzere olan soyisimleri, yeni dogan cocuga ön isim olarak vererek o soyismini yasatmaktir. Böylece Türkçeye daha önce hiç kullanılmamış yeni ön isimler de katılmış olur.

Sabetaycılar sadece Selanikli değillerdir. Üsküp, Kavala, Serez, Teselya, Drama, Niş, Kırım, Sofya, Girit, Rodos, İşkodra, Mayadağ, Filibe, Sakız, Midilli gibi yerlerden göç edenleri vardir. Halen, Makedonya’da bazi köylerde yaşayanlar bulunmaktadir. Arnavutlukta halen Osman Baba’ya saygı ve hürmet duyan Arnavut Bektaşileri vardır. Özellikle Amerika Birlesik Devletlerinde yaşayan Türkiyeden göçmüş bir lobimsi cemaat mevcuttur, Israil’e göç edenleri ve Remle kentinde yaşayanları bulunmaktadir. Danimarka, Polonya ve Almanyadada Sabetayistler bulunmaktadır. 

Karakaşlarda, Orta Asya’dan göç etmiş kanısı uyandıracak şekilde aldatıcı bir çekik gözlülüğe rastlanır. Bu çekik gözlülük, Samsun-Izmir-Istanbul üçgenindeki Kırımçaklarda da raslanır. Genel olarak akrabalıklar, İstanbul-Izmir-Adana-Bursa-Ankara arasında olur, bazende bunların arasına Konya-Samsun-Eskişehir-Edirne gibi yerlerinde eklendiği görülmüştür.

Sabetayci aileler ve Museviler genelde ayni Türk ilk ismi kullanabilirler. Cunku bu isimlerin Ibranice karsiliklari vardir. Yine de Sabetaycilar isim olarak daha genis bir yelpaze de isim secerler. Örnek olarak: Leyla, Sena, Verda, Beril, Yasemin, Yıldız ve Sibel isimlerini her iki gurupta kullanirken, Bahar, Bige, Feriha, Zuhal, Selin, Nesrin, Nil, Nilgün, Pamir, Suzan, Siret, Nüket, Nükhet, Sevil, Zerrin, Berrin, Nevin, Beyza, Güzin, Dilek, Melike, Nazlı, Esra, Suna, Okşan, Rana, Inci, Jale, Rez(z)(s)an, Ren(n)an, Rezin, Roksan, Reksan, Neş’e, Deniz, Fulden, Banu, Belkis, Ipek, Zeynep, Halide, Serra ve Bedia ismini Sabetaycılar kullanir. Ayşe, Emine Hatice ve Fatma isimleri ilk isim olarak geçer. Erkek isimlerinde de ornegin Sabetayci gurup eski jenerasyonda coğunlukla Nejat, Emin, Bülent, Baha, Nuri, Üstün, Haluk, Ender, Mehmet Ali, Ferdi, Feridun, ilter, Çetin, Fevzi (Viktor), Coşkun (Joshua), Can, Ömür, Hayati, Ateş, Pertev, Sahir, Sefa, Yekta, Vedat, Tahir, Talat, Nail, Faik, Demir, Vedia, Süreyya, Reha, Ünal, Ekrem, Hayri, Yahya, Çelik, Turgay, Üstün, Haluk, Hulki, Faruk, Ender, Mehmet Ali, Şerif, Edhem, İbrahim Ethem (kapancilar) kullanirken, Museviler bu isimleri kullanmazlar. Ayrica, Ismail, Ziya, Faruk, ve Mustafa isimlerini Karakaşlar kullanırlar. Bu isimlerle birlikte, Sabetaycilar birbirine sesçe oldukça benzeyen Nazim, Cazim, Kazim isimlerini de kullanmislardir. Hasan ve Abdurrahman göbek ismine de sikça raslanir. Abdurrahman Efendi’yi temsil eder. Hem erkekler hem kadınlar Ayhan ve Ilhan isimlerini kullanabilirler. Şimdiki cenerasyonda ise en yaygin olarak Emre (Amirah), Emir (Amir), Can, Kaan, Kerim, Kerem, Ekin, Berk (Barak), Cem (Sem), Akın, Eren, Alp, Ömer, Oral, Ender, Berkay, Tunç, Uğur, Efe, Hakan, Demir, Haluk, Ata vb isimler kullanilir. Ibranice isimler Ari (Ali, Eli), Albert (Alper, Alp), Leon (Aslan), Aaron (Harun), izak (izzet), Murat (Marat), Omer (Ömer), Selim (Salim), Rifat, Samuel (Cemal, Kemal), Erol, Yusuf (Yasef), Yakup (Jacob), Yahya, Nedim, Naim (Naim), Metin, Hakan, Cem (Shem), Melih, Cüneyt, Musa (Moshe), Hayati (Hayim), Sami, Sinan, Semih vb. parantez içinde Türkçeleri verilmistir.

TSK'daki Sabetayist Kadrolaşma ve Org. Yaşar Büyükanıt


TSK'daki Sabetayist Kadrolaşma ve Org. yaşar büyükanıt
TSK'daki Sabetayist Kadrolaşma ve Org. yaşar büyükanıt

Ulusalcı hareketin lideri olan Orgeneral Mehmet Yaşar Büyükanıt’ı konu etmiştik. Bunun üzerine, gayretli bir akademisyen arkadaşımız, Paşamızın soy kütüğünü merak etmiş ve araştırmış. Uzun sürdüğünü ifade ettiği araştırması sonunda ulaştığı çok ilginç bilgileri bizimle paylaşmak için sitemize maille göndermiş. Bizler de Büyükanıt Paşa ile ilgili bu çarpıcı bilgileri sizlerle paylaşmayı bir sorumluluk olarak gördük. 

Bize bu bilgileri gönderen ve ismini dahi bilmediğimiz bu arkadaşımıza en derin teşekkürlerimizi sunuyoruz. 


Bir Yahudi Ailesinin Türklük Serüveni; İpekçiler ve İsmail Cem

abdi ipekçi, cemil ipekçi, dönmeler, gizli yahudiler, ipekçiler, ismail cem, sabetay Sevi, sabetaycılar, sabetaycılık, sabetaycılık - sabetayistlik - sabatayistlik, sabetayist ne demek, sabetayistler

                                                          ismail cem ve ipekçiler

İSMAİL CEM DE GİZLİ YAHUDİLERDEN MİYDİ? KİM BU İPEKÇİLER?

İsmail Cem, gazetecilikten TRT Genel Müdürlüğü'ne SHP'den CHP'ye, DSP'den YTP'ye,
30 yıldır aktif siyasetin içinde yer almış önemli bir isim. Kültür Bakanlığı'nın yanı sıra,
beş yıl Türkiye'nin Dışişleri Bakanlığı'nı üstlendi.

İsmi, iki kez Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde gündeme geldi.

1970'lerde değiştiği soyadı 'İpekçi', çeşitli spekülatif tartışmalarda hep anıldı.
Babası, İhsan İpekçi, Türk sinamasının ilk otuz yılına damgasını vurdu.
Kuzeni Abdi İpekçi, Türk basınının en önemli aktörlerinden biri.

Mensubu olduğu 'İpekçi Ailesi", yapısı ve nitelikleri bakımından önemli bir fenomen.
1492’de Endülüs İslam Devleti yıkılınca oradaki Haçlı zulümlerinden kaçıp Osmanlıya sığınan ve Osmanlı’nın şefkat ve merhamet eli sayesinde yerleştirildiği Selanik şehrinde boş durmayan bir aile..

17. Yüzyılın ortalarında meydana çıkan sahte Mesih(kurtarıcı perygamber) Sabetay Sevi’ye tabi olup gerçekte öyle olmadıkları halde hem Türk hem de Müslüman gözükerek biz Müslümanların dünya üzerinde son kalan devleti Osmanlı’nın içinden sinsice yıkılmasına ve Cumhuriyet’in kurulmasına zemin hazırlayan bir aksiyonun büyük parçası bu aile…



Yeni devletin, Cumhuriyetin tam bir Yahudi cenneti şeklinde tesis edilmesindeki büyük amillerden biri olan bir aile bu…

Pek çok ünlü ismin yer aldığı İpekçi"ler, ticaret, finans, reklam, basın, siyaset, tiyatro,
sinema, müzik, edebiyat gibi alanlarda iz bırakan bir büyük ailedir.

Konu hakkında belgeli ve yakın tarihin anlaşılamaz taraflarına ışık tutan ilginç bilgiler “Selanik'ten İstanbul'a İpekçiler ve İsmail Cem” isimli kitapta bulunabilir..

Her Müslüman ve Türk evladının okumasını hararetle tavsiye ediyoruz…

Selanik'ten İstanbul'a İpekçiler ve İsmail Cem
Abdullah Muradoğlu
BAKIŞ KİTAPLIĞI

Adnan Menderes Sabetaycı Yahudi Bir Aileye Mensuptu!

adnan menderes, adnan menderes yahudi mi sabetaycı mı, dönmeler, mehmet şevket eygi, sabetay Sevi, sabetaycılar, sabetaycılık, sabetayist ne demek, sabetayistler, sabetayistlik
                                                                                 adnan menderes


ADNAN Menderes'in eşi Berrin hanımın, meşhur Dr. Nazım beyin yeğeni olduğunu biliyoruz.
Dr. Nazım, ünlü ve ileri gelen Sabataycılardandır, İttihadçıdır ve İzmir suikasti hadisesinde idam edilmiştir.
Bilindiği gibi Sabataycılar üç büyük kabileye ayrılır ve bunların araları hiç iyi değildir; hattâ zaman zaman aralarında dehşetli kapışmalar, hesaplaşmalar olmaktadır. İzmir suikastinde mağdur olup okka altına giren Sabataycılar, Karakaşlara mensuptur; onları ezenler de Kapancıdır. 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra da böyle olmuştur.

Peki Sabataycı aşiretler niçin kendi aralarında bu kadar şiddetle çekişiyordu? Bu savaşın ardında büyük menfaatler, ikbal hırsları bulunmaktadır. İslâm tarihine bakınız, Müslümanın Müslümana yaptığını gâvur yapmamıştır. Sünnilerle Şiiler arasında asırlar süren kanlı savaşlarda nice şehirler yıkılmış, ülkeler tahrip edilmiş, kesilen kellelerden tepeler yapılmıştır.


Sabataycıların Yakubiler kolu, Kapancılara karşı Karakaşları desteklemektedir. Son birkaç yılda Türkiye Sabataycıları içinde, kapalı kapılar ardında hayli gizli ve çetin müzakereler yapıldı, üç aşiretin ileri gelenleri anlaşmaya, uzlaşmaya çalıştılar, lakin anlaşamadılar. İsmini vermek istemediğim bir Sabataycının Cumhurbaşkanı seçilmesi isteniyordu. ABD dışişleri bakanı Madamın da desteği alınmıştı. Lakin birbirine rakip ve hasım üç dönme aşiretinin kurmayları bu hususta bir türlü uzlaşamadılar. Sabataycı aday dışarıdan da baltalandı ve ülkenin başına geçme hayalleri söndü.

Gelelim Berrin hanım ile Adnan beyin durumuna. Adnan Menderes aile içi bir izdivaç yapmıştır; Evliyazadeler ailesindendir; hanımı da aynı aileye mensuptur. İzmir suikastinde asılan Maliye nazırı Cavid bey Sabataycıların en mutaassıp kolu olan Karakaşlara mensuptur. Dr. Nazım bey de Karakaşlar'dan Berrin hanım ve Adnan Bey de... Bir bomba daha: 27 Mayıs darbesinden sonra asılan dışişleri bakanı Fatin Rüştü Zorlu da... Asılanlar Karakaş, asılmalarına yol açanlar Kapancı...

Son yıllarda Kemal Derviş, İsmail Cem, Rahşan Ecevit, Mehmet Ali Bayar arasındaki çekişmeleri, zıtlaşmaları, entrikaları anlamak için çok şey bilmek gerekiyor. Mason locaları içinde bütün üyeleri Sabataycı olan localar vardır.

Biz Türkiyeliler ne yakın tarihimizi, ne de bugünümüzü biliyoruz. Tarih diye bir sürü maval, masal, martaval, mitos öğretiliyor.Yakın tarihimize ait ciltlerce kitap, külliyat yayınlandı. Bunların hangisinde Dönmelerin son devirdeki ihtilal, reform, inkılap, değişim faaliyetlerindeki rolleri anlatılmaktadır? Liselerde okutulan tarih kitaplarında bir kelime ile olsun Masonların, Dönmelerin rolünden, gücünden, tesirinden bahsediliyor mu?

Biz, Masonlar denilince tek, homojen, birlik ve beraberlik içinde olan gizli bir teşkilatı düşünüyoruz. Halbuki ülkemizde dört ayrı Mason teşkilatı bulunmaktadır. Bunların biri Kainatın Yüce Mimarı dediği Allah'a inanmayanı teşkilata üye kaydetmez. İlerici Mason grubu ise ateist veya agnostiktir ve bu ikisinin arasında geçimsizlik, soğukluk, kavga, çekişme vardır.

Sabataycılar diye tutturmuş gidiyoruz. Peki Sabataycılık nedir? Bunlar kaç gruba veya aşirete ayrılmaktadır? Hangi köşebaşlarını tutmuşlardır. Türk siyasetinde, Türk iktisadiyatında, Türk üniversitelerinde, Türk medyasında rolleri, ağırlıkları nedir?.. Bu gibi soruların cevabını veren ilmî, ciddî, tutarlı yayınlara sahip miyiz?

Sabataycılık bir buzdağıdır ve biz onun su üzerindeki yüzde birini görmeye çalışıyoruz, altta kalan doksan dokuz parçası meçhulümüzdür. Bu konularda belge mi yok, bilgi mi yok, kitap ve ilmî makale mi yok, arşivlerde vesika mı yok?.. Hepsi var ama bunları bir araya getirecek, tahlil edecek, bilahare terkib yapacak, ortaya dört başı mamur araştırmalar koyacak kafa yok, kültür yok, niyet yok.

Sabataycılık gizlilik üzerine kurulu bir lobidir. Onlar iki kimliklidir, taqiyye yapmaktadır. Üzerlerine ışık tutulması, açığa çıkmaları hiç işlerine gelmez. Onların işlerine gelmez ama biz de bu konuyu öğrenmek zorundayız. Türkiye'deki bu müzmin din-siyasî sistem kavgasını kimler çıkartmıştır? Yüz milyonlarca dolarlık servetlere sahip birtakım Dönme aileleri bu efsanevî zenginlikleri nasıl kazanmışlardır? Birtakım Dönmeler niçin İslâm'a ve Müslümanlara, medenî insanlara ve vatandaşlara yakışmayan bir şekilde saldırmaktadır? Sabataycılar niçin hukuk fakültelerinin ceza hukuku kürsülerine rağbet etmektedir? Vaktiyle, TCK 163'üncü madde ile ilgili bilirkişi raporları veren Sabataycılar niçin hep Müslümanların aleyhinde görüş beyan etmiştir?

Bilmemek ayıp değildir, öğrenmemek ayıptır... Masonlar, Sabataycılar bilinmek istemeyebilir ama bizim de bilmeye, öğrenmeye, içyüzünü anlamaya hakkımız yok mudur?

Sabataycılar derken, birkaç aydan beri ortaya bir de Kürt Yahudileri konusu çıktı.Kendilerini Müslüman gösteren (Sünnî veya Alevî), fakat asıl kimlikleri Yahudi olan kişiler, aileler, gruplar varmış. Bunlar kimdir? Kendi hallerinde yaşayan vatandaşlar mıdır, yoksa Türkiye hakkında normal ötesi emelleri, planları mı bulunmakta? Kürt terör hareketinde bu Yahudilerin rolü, tesiri nedir? Türkiye'de şu anda 18 bin Musevî olduğu söyleniyor. Sabataycıları, Kürt Yahudilerini hesaba katarsanız bu rakam çok büyüyecektir.

Birtakım crypto-yahudiler din konusunda militanca hareket etmeseler fazla işkillenmeyeceğim. Lakin gerçekte Müslüman olmadıkları halde birtakım gizli Yahudiler niçin İslâm ve Müslümanlar konusunda militanca hareket etmektedir? Din, inanç, ibadet, inandığı gibi yaşamak hürriyeti evrensel bir değerdir. Peki, birtakım Dönmeler bu hakkı ve hürriyeti bize niçin tanımak istemiyor?

Vatikan'da bulunan Fransızca bir belgeye göre, Manisa ve civarında bundan iki asır kadar önce 150 bin Yahudi göç etmiş; bunlar, Müslümanlar arasında Yahudi kimliği ile yaşamakta güçlük çekecekleri, dışlanacakları için kendilerini Bektaşi olarak göstermişler... Bu iddiaları, dedikoduları hangi tarihçiler, hangi fikir adamları, hangi akademisyenlerimiz inceleyip araştıracaktır?

Dedikodu ile tarih yazılmaz ama gerçeklere şüphelerden gidilir. Ortaya bir rivayet, iddia atılınca; ilmin ışığında incelenmeli, araştırılmalıdır. Yanlışsa yanlışlığı, doğruysa doğruluğu ortaya çıksın.

Son on yıldan beri ülkemizde çok vahim, çok garip hadiseler oluyor. GAP bölgesinde seksen küsur yabancı büyük şirket faaliyette bulunuyormuş.Bunların yetmiş küsuru Yahudi-İsrail kuruluşlarıymış ve hassaten Kürt Yahudilerini çalıştırıyorlarmış. Bu iddialar doğru mudur? Elde ne gibi sağlam bilgiler, belgeler, şahitler bulunmaktadır? Bunların açıklanması, araştırılması gerekmez mi?

Türkî cumhuriyetlerden Türkmenistan'da, Müslüman Türkmen gibi görünen, asıl kimlikleri Yahudilik olan büyük, nüfuzlu, güçlü bir taife varmış... Bu konuda nerede aydınlatıcı bilgi bulabiliriz?

Velhasıl bir sürü esrarlı, acayip, garip, akıllara durgunluk verecek cinsten hadiseler, rivayetler, dedikodular, söylentiler, iddialar içinde bunalmış vaziyetteyiz. Maalesef Türk toplumu bir bilgi toplumu değildir. Halkımız, aydın zümre, gençliğimiz uzun yıllardan beri uyutulmuş, afyonlanmış, sersemletilmiş, zekâ özürlü hale getirilmiş bulunuyor. Amerikalılar topraklarımıza çıktılar bile. Amerikan gemileri tanklar indirdi. Amerikalı personel için özel, USA standartlarına uygun sahra kenefleri getirildi. Uçak dolusu tabut ve ceset torbası getirildi. Biz ise hâlâ sayıklıyoruz: Meclis henüz izin vermemiştir... diye. Sabataycılar Türk toplumunda akıl bırakmadı!

Mehmet Şevket Eygi
Gazeteci-Yazar

Atatürk Dönmeydi. Yahudi Dönmesi. Nam-ı diğer Sabetaycı...

atatürk sabetayistti
atatürk sabetayistti

Atatürk Dönmeydi. Yahudi Dönmesi. Nam-ı diğer Sabetaycı...

"Bizler Maymunlarız..." Mustafa Kemal Atatürk..


atatürk sozleri
atatürk sozleri

İnsanlar, süfreler gibi sulardan çıktılar en önce...
İlk ceddimiz balıktır. İşler daha da ilerledikçe o insanlar, primat zümresinden türediler.

Biz maymunlarız; düşüncelerimiz insandır!

M. Kemal Atatürk

(Ruşen Eşref Ünaydın, Atatürk Tarih ve Dil Kurumu Hatırat s.53)

*

Selanik Yahudisi M. Kemal ve ekibinin bir tek amacı vardır; Hile ile idaresini ele geçirdikleri Müslüman Türkleri İslam’dan Uzaklaştırmak...

Bunun için her dönemde, dünyada denk gelebildiği ne kadar sapkın inanç varsa ilan etmiş ve savunmuştur... İlan ettiği bu fikir ve inanışlar birbilerine zıt da olsalar bunu yapmıştır.

Bazen Şâmân, bazen Komünist, bazen de Darwinist... Bazen laik, bazen de demokrat olmuştur.

Hedef bellidir; Türkler ve sair Müslüman kavimler din-iman-ahlak olarak çöksünler ve binbir farklı inanç, fikir ve askiyonla birbirlerine düşsünler ki bu sayıca az Yahudi milleti dünya üzerinde hakimiyet kurup Önce yıktıkları Osmanlı topraklarında İsrail'i kurabilsinler, sonra da Vadedilmiş topraklar da Büyük İsrail'i kurabilsinler...

Ve, Yahudiler kimseyi Yahudi yapmak davasında değillerdir. Onların inanışına göre Yahudi olunmaz yahudi doğulur... Yahudi olmayanlar Yahudilere hizmet etmekle görevli kır hayvanı mesabesindedirler... Yahudiler bunlara karşı akıllarına gelen her şeyi yapmakta özgürdürler....

Türkiye'de bir buçuk milyon kripto (gizli) Yahudi bulunuyor...


dönmeler, gizli yahudiler, kürt yahudileri, mehmet şevket eygi, sabetay Sevi, sabetaycılar, sabetaycılık - sabetayistler, sabetayistlik, üsküdar'daki mezarlıkta yatanlar gizli kripto yahudiler
                                                             Türkiye Yahudi

Türkiye İsrail münasebetleri konusunda tam bir kafa karışıklığı var. Bazıları one minute çıkışlarına bakarak, iki devletin ilişkilerinin kötüleştiğini sanıyor. One minute, buzdağının su üzerinde göze görünen yüzde bir kısmıdır, yüzde doksan dokuzu görünmez.

İsrail ile Türkiye arasında çok gizli tutulan anlaşmalar bulunmaktadır. Bunlar yürürlüktedir.

BOP çerçevesi içinde ABD Ortadoğu'da bir takım manevralar çevirmekte, Türkiye'yi bu konuda kullanmaktadır.

Türkiye'deki resmî Yahudi sayısı şu anda 15 bin civarındadır. Bunların yanında bir de bir buçuk milyon Kripto Yahudi bulunmaktadır.

1. Sabataycılar.

2. Alevî Bektaşi kılığına girmiş Yahudiler.

3.Müslüman görünen Kürt Yahudileri.

Kuş kadar aklı olan bir insan, bu bir buçuk milyon Yahudinin Türkiye'yi ellerinde oynatacaklarını bilir, anlar ve kavrar.

Medyada onlar, finans ve bankada onlar, iktisat ve ticarette onlar, ihracat ve ithalatta onlar, üniversitelerde onlar...

Tekelleri biraz kırıldı ama hâlâ çok güçlüdürler.

İslâmî kesime, İslâmcılık hareketine, siyasal İslâm'a, islâmî hizmet ve faaliyetlere sinsice sızmışlardır.

Onlar Osmanlı sistemini, Türkiye'nin kültürel gerçeklerini bizden iyi bilen yetenekli uzmanlara sahiptir.


İslâm'da olmayan bir şey Yahudilikte vardır, mübahtır:

Bir Yahudi, Musevilik dinini yüreğinde saklamak şartıyla dıştan Hıristiyan ülkelerinde Hıristiyan, Müslüman ülkelerinde Müslüman görünebilir, yani iki dinli olabilir.

İsrail'in Türkiye'yi kayb etmek gibi bir lüksü yoktur. Türkiye'yi kaybederlerse İsrail devleti kısa zamanda sona erer.

Şu anda islâmî kesimde on kadar çok büyük, yüz kadar büyük, binlerce orta ve küçük cemaat, hizip, fırka, grup, klik vardır. Bunların içine ajanlar, casuslar, provokatörler, yönlendiriciler sızmıştır.

Sakala, sarığa, cüppeye, şalvara önem veren tarikatin içine sakallı, sarıklı, şalvarlı casuslar sokarlar. Herifler gündüzleri sâim, geceleri kaim görünür, yapacaklarını yapar.

Vaktiyle Moiz Kohen efendi, asıl adını gizleyip, buram buram Oğuz Türkü kokan Tekin Alp adıyla Türkçülük, milliyetçilik yapmamış, "Kahr olsun şeriat!.." diye bağırmamış mıydı?

Boşuna söylememişlerdi: Yirminci asırda Yahudiler iki devlet kurdular diye...

Türkiye halkı bin bir sıkıntı çekerken tank tâmiri bahanesiyle İsrail'e milyar dolar ödemedik mi? Soruyorum: Tanklar tâmir edildi mi, bize geri verildi mi? Heyhat ki heyhat...

Türkiye sebze, bakliyat ve hububat tohumlarını İsrail'den satın alıyor.

Bugünkü düzen ve sistemde hiçbir iktidar İsrail ile yapılmış olan gizli anlaşmaları çiğneyemez.

Buzdağının su üzerinde görünen yüzde birinin sahnesinde birtakım tiyatrolar oynansa da Türk-İsrail birlikteliği devam edecektir.

Bazı çok akıllılar "Türkiye İsrail'i dize getirdi...İsrail'i rezil etti... İsrail bizden çok özür diledi... İsrail Türkiye'den tir tir titriyor..." gibi gülünç ve gerçek dışı açıklamalar yapsalar da...

Genelkurmay başkanlığımızda çok gizli bir İsrail Odası varmış. Buraya birkaç kişi girebiliyormuş...Siz bu riyavetleri duymadınız mı?

Türkiye ile İsrail arasındaki çok gizli anlaşmaların mahiyeti nedir? Bilen yok...

One minute demekle bu anlaşmalar hükümden ve yürürlükten kalkıyor mu?

ABD ve İsrail Ortadoğu'da iki büyük İslâm ülkesini savaştırmak istiyormuş.

Vaktiyle Irak ile İran'ı savaştırmamışlar mıydı?

Buzdağının, görünmeyen yüzde 99'unda neler var acaba?

Mehmet Şevket Eygi
Araştırmacı Yazar
22 ŞUBAT 2010

Sabetaycı Gizli Yahudilerin Okulları ve Üniversiteleri

ışık okulları
ışık okulları

Ülkemizde cemaat okulları, üniversiteleri, hayır kurumları bulunmaktadır. Meselâ:

Robert College Amerikan Evangelist misyonerlerinin okuludur.

İstanbul’daki Notre Dame de Sion Fransız Katolik okuludur.

Sabataycı cemaatin veya lobinin de okulları ve üniversiteleri vardır. Bunu inkâr etmek “Biz Atatürk okulları ve üniversiteleriyiz” demek gerçeği değiştirmez ki.

Heybeliada’daki Rum Ortodoks Ruhban Okulu’nda da baş köşede Atatürk resmi vardı. Atatürk resmî var diye o okul Atatürkçü mü olur?

Atatürk resmi olmayan bir tek İmam-Hatip okulu, İlahiyat fakültesi gösterebilir misiniz?

Evet ülkemizde Sabatay (Avdetî, Selanik dönmesi) okulları vardır. Bunların pîri Selanikli Şemsi efendidir. Şemsi efendinin asıl adı Şimon Zvi’dir. Ve kendisi gizli Sabataycı hahamıdır.

Sabataycı okulları ve üniversiteleri Atatürkçülüğe hizmet perdesi altında ne yaparlar? Sabataycılığa hizmet ederler. Kendi çocuklarını “iyi” yetiştirirler, Müslüman çocuklarını da kendilerine benzetmeye çalışırlar.

Sabataycıların Sabataycılığa hizmet etmeleri normaldir. Katolik Katolikliğe, Evangelist Protestanlığa, Bahaî Bahaîliğe, Yahudi Yahudiliğe hizmet eder.

Müslümanlar İslâm’a hizmet ederler mi? Maalesef hepsi hizmet etmez. Yahudiliğe, Nasranîliğe, misyonerliğe, Sabataycılığa hizmet eden nice Müslüman biliyoruz.

Türkiye’de Sabatay cemaatinin okul ve üniversiteleri vardır. Bu gerçeği kimse inkara yeltenmesin.

İşin vahim tarafı bu değildir. İmam-Hatip okulları ve İlahiyat fakülteleri dahil bütün Türkiye okullarında Sabataycılığın ağır baskı ve etkileri bulunmaktadır.

Bizdeki resmî millî eğitim Sabataycılığa uygun bir eğitimdir.

Resmî ideolojide haddinden fazla Sabataycılık tuzu biberi salçası bulunmaktadır.

Sabatay Sevi, Şimon Zvi, Moiz Kohen Tekin Alp ve daha nice Sabataycı ve Yahudi, modern Türkiye’nin kurucuları heyetine dahildirler.

Bir alimler, araştırıcılar ekibi kurulsa ve bunlar sağlam bilgilerin ve belgelerin ışığında son iki yüz yıllık tarihimizin ihtilallerini, darbelerini, yeniliklerini, değişimlerini inceleseler bu dediklerim gün ışığına çıkacaktır.

Tevhid-i Tedrisat devrimi “Tevhidî Tedrisat”a karşı yapılmıştır.

Sayın Kültür Bakanımız “Heybeliada Rum Ortodoks Ruhban Mektebi” mutlaka açılacaktır dedi.

Peki soruyorum: İslâm medreseleri de açılacak mıdır?

Hiç sanmam. İslâm medreselerinin açılması Sabataycılığa aykırıdır.

Yazık! Şu İslâm memleketinde Sabataycılar kadar hürriyet ve haysiyetimiz yok.

Mehmet Şevket Eygi
Araştırmacı Yazar

Sabetaycıları Araştırmak SUÇ DEĞİLDİR..

terakki vakfı okulları
terakki vakfı okulları



GEÇENLERDE Sky-Türk televizyonunda Sabataycılık konusunda beyan ettiğim bazı fikir ve görüşler birtakım Sabataycıları ve Sabataycı-severleri rahatsız etmişe benziyor. Bu husustaki tenkit ve itirazlara verdiğim cevapları aşağıda okuyacaksınız:


1. Sabataycılık konusunu kurcalamaya, araştırmaya ne hakkınız var?

Cevap: Bilgi edinmek, incelemek, araştırmak, yasal sınırları aşıp taşmamak şartıyla tenkit etmek insanların ve vatandaşların temel haklarındandır. Ülkemizde Sabataycılık diye önemli bir mesele vardır. Merak ediyoruz, inceliyoruz, araştırıyoruz, tenkit edilecek tarafları varsa -kendimize göre- tenkit ediyoruz. Bunda gocunacak, tedirgin ve rahatsız olacak ne var?


2. Sabataycılar birtakım gizli sinagoglarda ibadet ediyorlarsa bundan sana ne? Adamların gizli hallerini araştırmak ahlâka ve din hürriyetine aykırı değil midir?


Cevap: İslâm, Hıristiyanlık, Musevilik, Budizm, Hinduizm gibi dinler hakkında araştırma yapılıyor mu? Bu konuda yüzbinlerce kitap, makale yazılmış mıdır? Sabataycılık da bir dindir, onunla ilgili araştırma yapılması, bilgi edinilmesi de çok tabiîdir. Böyle bir şeyin ahlâka aykırı hiçbir tarafı yoktur. Aksine, insanlar bilgilendirildiği için ahlâken tebrik ve takdire şayan bir çalışmadır.

3- Sabataycılarla niçin ilgileniyorsunuz?Bırakın adamlar huzur ve rahat içinde kendi dinlerine göre yaşasınlar...

Cevap: Mesele o kadar basit değildir. Çünkü onlar iki kimliklidir. Dıştan Türk ve Müslüman görünüyorlar; asıl kimlikleri ise Yahudiliktir, yani Gizli Yahudidirler. Onların bu ikili kimliği biz Müslümanları çok yakından ilgilendiriyor ve itiraf etmek gerekirse tedirgin ediyor. Hepsi için söylemiyorum ama onların bazılarının cuma günü camide namaz kıldıkları, cumartesi günü ise gizli sinagogların da Sabataycı, Yahudi âyini yaptıkları söyleniyor. Tabii ki, böyle bir durum bizi yakından ilgilendirir ve rahatsız eder. Bu gibi kimseleri tanımak isteriz. Onların gizlenmek hakları varsa, bizim de bilmek, aydınlanmak, öğrenmek hakkımız vardır. Yeter ki, insan haklarına, adalete, ahlâka aykırı bir şekilde olmasın.

4. Sabataycılar sizin camilerinize, namazlarınıza karışıyor mu?

Cevap: Öyle bir karışıyorlar ki... Ezan Türkçe okunsun, namazda Kur'ân okunmasın, Türkçe tercümesi okunsun diyenler kimlerdir? Yakın tarihimizde Müslümanların temel haklarını, din ve ibadet hürriyetini, inandığı gibi yaşamak hakkını ihlâl edenler çoğunluk itibarıyla Sabataycılar ve onların kendilerine benzetmiş olduğu "Benzetilmişler" değil midir? Büyük bir ilimizde, üzerinde ayetler, kutsal kelimeler yazılı tarihi mezar taşlarını lâğım kapağı olarak kullandırtan meşhur bir vali ve belediye reisi onlardan değil midir? Gazetelerde, televizyonlarda bu milletin din ve inanç hürriyetine saldıranlar onlar değil midir? Onlar böyle yaparken suç olmuyor da biz Müslümanlar onları tanımak, içyüzlerini ve asıl kimliklerini araştırmak istediğimiz zaman niçin suç oluyor, kabahat oluyor? Efendiler biraz mâkul olunuz!

5. Sabataycılar, 70 milyonluk halkın içinde küçük bir azınlıktır. İşi fazla büyütmüyor musunuz?

Cevap: Onların kelle sayısı önemli değildir. Önemli olan nitelik, ağırlık, tesirdir. Onlar sayıca azdırlar ama bütün köşebaşlarını, bütün subaşlarını ele geçirmişler, bütün temel müesseselerde kontrolu sağlamışlardır. Medyada, üniversitelerde; büyük iş, finans, bankacılık, iktisat faaliyetlerinde, fikir ve kültür hayatında ezici ve baskın hakimiyetleri bulunmaktadır. Her taşın altından bir Sabataycı çıkmaktadır. Burada açıkça zikr edilmesi sakıncalı olan birtakım kurumlara da sızmışlardır. Onların önemi, ağırlığı, tesiri hakkında ne söylenilse azdır. Yakın tarihimize damgalarını vurmuşlardır. Devletimize, halkımıza, ülkemize zarar veren müzmin din-devlet zıtlaşmasını ve kavgasını onlar çıkartmışlardır, onlar körüklemektedir, onlar sürdürmektedir. Dünyada hangi medenî, ileri, hukukun üstünlüğünü tanımış, temel insan haklarına bağlı ve saygılı, demokrat ülkede böyle bir kavga vardır, sürmektedir? İddia ediyorum: Sevgili Türkiyemizin çok vahim, çok zararlı, çok tahripkâr genel bir kriz içinde bulunması Sabataycıların siyasetleri ve stratejileri yüzündendir. Ciddî ve objektif araştırmalar yapıldıkça bu konu daha da açığa ve aydınlığa çıkacaktır.

6. Sabataycılar laiklik taraftarı ve âşığıdır. Sen ise laikliğe karşısın, bu yüzden o zavallılara çatıyorsun, düşmanlık ediyorsun...

Cevap: Dünyada bin türlü laiklik bulunmaktadır. Stalin, Enver Hoca, Kamboçya kasabı Pol Pot, Mao da laiklik taraftarıydı, onların da kendi laiklikleri vardı. Laiklik devletin dine, dinin devlete karışmamasıdır. Sabataycıların laikliği nasıl laikliktir? Bu hususta fazla konuşmaya lüzum yoktur, manzara ortadadır. Bu ülkede laikliği saptıran, çığırından çıkartan, uygulamada din düşmanlığı haline getirenler Sabataycılar ve onlara benzetilmiş olanlardır?


7. Sabataycıları kıskanıyorsun, onlar yüksek makamlara çıkıyor, iyi para kazanıyor, onlara haset ediyorsun...

Cevap: Evet yüksek makamlara çıkıyorlar ama nasıl çıkıyorlar? Ehliyetleri, liyakatları olduğu için mi, yoksa birbirlerini destekledikleri ve köşebaşlarına hep kendilerinden olanları getirdikleri için mi? Çok kazandıkları, bu ülkenin rant ve nimetlerinin kaymağını onların yediği de mâlumdur. Nüfusları belki yüzde birdir, belki de bu yüzde birin bile altındadır ama Türkiye'nin rantının, gelirinin yüzde altmışını onların kazandığı söylenmektedir. Ülkemiz gelir dağılımı bakımından dünyanın en adaletsiz, en dengesiz ülkelerinden biridir. Bu adaletsizlikte, dengesizlikte Sabataycıların tuzu biberi çoktur. Onlara haset etmiyorum; onları tanımak, öğrenmek, istiyorum. Ülkemin, devletimin, halkımın, haklarını korumak istiyorum. Kendi kimliğimi, millî kültür ve kişiliği, toplumdaki sosyal uzlaşmayı, millî barışı sağlamak istiyorum. Tarihî ârızaları ve kazaları gidermek, tâmir etmek istiyorum.

Netice olarak şunu beyan etmek isterim: Sabataycıları incelemek, araştırmak, onlar hakkında sağlam ve ciddî bilgiler edinmek, bu konuda istihbarat ve çalışma yapmak kanunen suç değildir, ahlâken çirkin bir şey değildir. Aksine ülkeye ve kültüre hizmettir. Biz farklılıklara, çeşitliliğe, temel insan haklarına karşı değiliz, taraftarız. Ancak her şeyin açık ve şeffaf olmasını isteriz. İki kimlikliliğe, gizli kapaklı işlere; ülke, halk ve devlet üzerinde kurulmak istenen hegemonyalara hakimiyetlere, saltanatlara karşıyız. Noktaların, (i)lerin tam üzerine konulmasını isteyenlerdeniz. Kendi halinde Sabataycılarla bir alıp vereceğimiz yoktur. Lakin militan, agresif, jakoben, fanatik ve kültürü dejenere etmeye çalışanlarla, ülkenin rantlarını adalete ve insafa aykırı olarak elde edenlerle, emanetleri ehil olanlara değil, kendilerinden olanlara verenlerle alıp vereceğimiz vardır.

Mehmet Şevket Eygi
Gazeteci Yazar
(07.05.2004)

Bu güne değin en çok tıklanılanlar