Sabetayizm nedir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sabetayizm nedir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bir Sabetaycı gizli Yahudi olduğunu deşifre ettiğimiz Caner Taslaman'dan 'Çevir kazı, yanmasın' tavırları... | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, aladağ yangını, cansu canan özgen, gerçek yüzü, haber türk, içimizdeki israil, masonlar, Mehmet Fahri Sertkaya, caner taslaman, sabetayistler, adnan oktar, 'Geleneksel İslam, bilimsellik, akıl, mantık, felsefe, ehl-i sünnet inancı, tülay kumaşçı, twitter, facebook sayfası, Osman Caner Uygun, kızıl imamcılar, Sabetaycı Didem Ürer, avukat Metin Feyzioğlu

ÇEVİR KAZI, YANMASIN...

Dear Mr. Taslaman!

Haftalardır senin gerçek yüzünü bu millete ilan ediyoruz. Defalarca profilinden en medeni şekilde sorular yönelttik, acayip bir tavırla görmezden geldin ama görünen o ki, bu gayretin de seni kurtaramadı, artık yavaş yavaş topun ucuna geldin.

Yaklaşık üç saat kadar önce, Facebook ve Twitter hesaplarında paylaştığın bu metin, sorularımız karşısında haftalardır neden susup kaldığını, Cansu Canan Özgen'in de neden susup kaldığını, aslında verebilecek bir cevabın/cevabınız olmadığını gözler önüne seriyor.

Kim bu Oda TV'ciler? Kimden yanalar? Güzel hikaye ama yemeden doyduk. Çünkü... | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, akmar, gizli ermeniler, gizli yahudiler, hz. isa, kripto Yahudiler, masonlar, Mehmet Fahri Sertkaya, satanizm, siyonizm, yankı büyüksezer,


GÜZEL HİKAYE AMA YEMEDEN DOYDUK. Çünkü...


1- Olayın kahramanı Yankı Büyüksezer. Yankı Büyüksezer ismi tipik bir gizli Yahudi kriptolojisi örneği.


2- Olayın geçtiği Akmar, Türk görünen zengin gayr-i müslim ailelerin fırlama ve ayardan çıkmış hatta yer yer psikopata bağlamış, polis/devlet ve toplum için baş belası olmuş, ne zaman ne yapabileceği kestirilemeyen çocuklarının toplaştığı bir yer. Satılan kitapların, dergilerin, tabloların, eskisinin yenisinin, hemen hepsinin ortak özellikleri; pervasızca çıplaklık, sol silahlı terör örgütlerinin fikri/zihni alt yapısını oluşturan eserler, Satanistlerin, Siyonistlerin, aşırıcı gizli Hristiyan örgütlerinin/tarikatlarının sembolleri ve öğretileri ile dolu kitaplar, tablolar, el eşyaları, takılar v.s.

Neyzen Tevfik'in yakın arkadaşı Mazhar Osman Usman da bir Sabetaycı gizli Yahudi miydi? | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, neyzen tevfik, mazhar osman usman, içimizdeki israil, toptaşı bimarhanesi, bakırköy prof. dr. mazhar osman ruh sağlığı ve sinir hastalıkları eğitim ve araştırma hastahanesi

Neyzen Tevfik,

Toptaşı Bimarhanesi’nde…

'Toptaşı Bimarhanesi’, Osmanlı Devleti’nin son çeyreği ile 20.Yüzyılın ilk çeyreğinde faaliyet gösteren bir akıl hastanesidir.

Neyzen Tevfik'in en yakın arkadaşlarından biri de zaten Mazhar Osman Usman'dır. Usman soy adı fazla zikredilmez ve hep Mazhar Osman olarak anılır. Bakırköy'ün tam adı Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastahanesi'dir. Tabii ki Mazhar Osman Usman da bir Sabetayisttir.


BU YAYINIMIZI SOSYAL AĞLARDA PAYLAŞMAYIN, çünkü kimse görmeyecek.

Bizi, gerçek sahibi CIA olan Facebook başta olmak üzere Amerikan sosyal ağlarının hiçbirinden sağlıklı bir şekilde takip edemezsiniz. Sekiz senedir sansürleniyoruz ve bunu yüzlerce somut delil ile ispat edebiliyoruz. Buradaki yayınlarımızı/videolarımızı da Amerikan sosyal ağları üzerinden yaymayı başaramazsınız.

TELEGRAM KANALIMIZA BEKLİYORUZ

Paylaşımlarımızı anında görüp takip etmenin tek sağlıklı yolu Telegram grubumuza üye olmanızdır. Telegram, yine bir CIA projesi olan WhatsApp'ın alternatifi olan bir yazılımdır, bize has ve tarafımızdan üretilen bir yazılım değildir. Dünyada, onlarca devlette yüz milyonlarca kişi tarafından güvenle kullanılır. Güncel paylaşımlarımızdan anında haberdar olmak için şu Telegram kanalımıza takipçi olabilirsiniz: http://www.t.me/AkademiDergisi

Osmanlı'yı içinden sinsice yıkan topluluk; Sabetaycılar

Osmanlı'yı içinden sinsice yıkan topluluk; Sabetaycılar


OSMANLI CEMİYETİNDE ENTERESAN BİR TOPLULUK:
SABETAYCILIK VEYA DÖNMELER

Sabetayizm (Yahudi Dönmeliği) Nedir?

Osmanlılar Müslüman olan herkese muhtedi (hidayete eren) dediği halde, bir gruptan bu isim esirgenmiş; bunlar avdetî (dönme) diye anılmıştır. Dönmeler, sayıca az olmakla beraber, pozisyonları itibariyle Osmanlı sosyal ve politik hayatında çok mühim bir yer işgal etmiş; uzun yıllar iktidarı ellerinde tutmaya muvaffak olmuştur.

Öteden beri Osmanlı ülkesinde hatırı sayılır bir Yahudi cemaati yaşamaktaydı. Osmanlı hükûmeti bunları bir millet olarak tanırdı. Haylisi 1492’de İspanyol zulmünden kaçan Yahudilerdi. Ladino denilen İbranice-İspanyolca karışımı bir lisan konuşurdu. Selânik, İzmir ve İstanbul bunların en çok yaşadıkları şehirler idi.


İSLAMİYET GÖRÜNEŞE İTİBAR EDER

1648 senesinde İzmir’de yaşayan Sabetay Sevi adında bir haham, mesihliğini iddia etti. Gerçi Yahudiler, kıyamete yakın insanlığı kurtarmak; zamanın hükümdarını tahttan indirip Yahudileri Kudüs’e toplayarak “Tanrı’nın Krallığı”nı kurmak üzere bir mesih beklerdi. Ancak Sabetay Sevi’ye inanan az oldu. Sevi çeşitli şehirlerde gezdi. Nihayet kıyametin başlangıcı saydığı 1666 yılında mesihliğini herkese ilan etti. Yahudi dualarında değişiklikler yaptı. İbadetlerde padişahın ismini kaldırıp kendi ismini koydu.

Bazıları onu Yahudilerin beklenen kurtarıcı kralı olduğuna inanmaya başladı. Dünyayı 38 krallığa ayırıp her birine sadık adamlarını tayin etti. Bunun üzerine İstanbul’daki hahambaşı kendisini hükümete şikayet etti. Sevi, Çanakkale’ye sürgün olundu. Faaliyetlerine devam edince Edirne’de padişah Sultan IV. Mehmed‘in huzuruna çıkarıldı. Öldürüleceğinden korkarak Müslüman olmuş göründü ve Mehmed ismini aldı.

Orada bulunan şeyhülislâm Vânî Mehmed Efendi “Adım gibi eminim ki bu adam Müslüman olmadı. Ama ne çare dinimiz görünüşe itibar eder” demekten kendisini alamadı. Müritleri de topluca Müslüman olduklarını ifşâ ettiler. İslâm dini, görünüşe itibar eder. Hazret-i Peygamber de münafık olduğunu bildiği kimselere bile bu sebeple ilişmemiştir. Kaldı ki içlerinden samimî Müslümanlar da olabilir.

Ancak Sevi, faaliyetten geri durmadı. Sabetayistlik denilen tarikatin 18 prensibini neşretti: “Allah birdir. Sabetay Sevi mesihtir. Yalan yere yemin edilmeyecektir. Allah’ın ve mesihin adı anıldığında hürmet edilecektir. Mesih’in sırrını anlamak için toplantılar yapılacak. Adam öldürülmeyecek. Zina edilmeyecek. Yahudi takviminin 9. ayı Kislev’in 16. günü bayram yapılacak. Yalan şâhidlik edilmeyecek. Birbirlerine mürüvvet ve merhametli davranılacak. Her gün gizlice mezamir okunacak. Müslümanların âdetlerine ve zahiren ibâdetlerine uyulacak. Oruç tutulacak. Kurban kesilecek. Müslümanlarla evlenilmeyecek. Müslüman bayramlarına hürmet gösterilecektir...” Taraftarlarıyla gizlice âyin yaparken yakalanan Sevi, Sadrazam Fazıl Ahmed Paşa tarafından sorgulanıp adamlarıyla beraber Arnavutluk’a sürüldü. 1675’te burada öldü. Mesele sürgünle çözüldüğü için hükûmet öldürme yoluna gitmemiştir. Çünkü Osmanlılar, düzeni tehdit etmedikçe kimsenin inancına karışmazdı.


KİLİT NOKTALAR...



Sabetayistler, kendilerine ma’amînim (mü’minler), haberim (ortaklar), ba’ale milhamah (mücâhidler) gibi isimler verir. Tevrat’ın bâtınî tefsirini yapıp, Yahudilikteki birçok emir ve yasağı farklı yorumlayarak, İslâm dünyasındaki Bâtınîlere benzer bir yol tutmuşlardır. Sevi’nin Zohar (Işık) adlı Tevrat yorumunu okurlar. Sevi’nin ölümünden yüz sene sonra üç gruba ayrıldı. Yakub Qerido’yu sonraki mesih sayan Yakubîler, Osman Baruhya Ruso’nun, Sabetay Sevi’nin ruhunu taşıdığına inanan Karakaşlar; Sevi geleneğini sürdüren Kapanîler. Bunlar mesafeli yaşar. Birbirlerinden ve yabancılardan kız almaz. Mezarlıkları bile ayrıdır. Üsküdar Bülbülderesi ve Karacaahmed (8. ada) Karakaş ve Kapancıların; Feriköy ise Yakubîlerindir. İttihatçıların maliye nazırı(bakanı) olup cumhuriyet devrinde asılan meşhur Cavid Bey Karakaşların reisi idi.

Yahudi cemaatinin de sapkın kabul edip dışladığı Sabetayistler, uzun yıllar Müslüman görünüp; evlerinde kendi inanç ve ibadetlerini yaşadılar. İçlerinden Bektaşî, Mevlevî, Melâmî şeyhleri, hatta şeyhülislâm (Hayatîzâde Emin Efendi-1748) çıktı. Selanik’in ekseriyeti Yahudi, bunların bir kısmı da Sabetayist idi. İzmir ve İstanbul’da da sayıları çoktu. Arnavutluk’a gidenler, zamanla Selânik’e yerleşti. Avrupa ile teması olan, birkaç ecnebi lisan bilen, entelektüel bir cemaat idi. Bu sıfatları ile Osmanlının modernleşmesinde mühim rol oynayıp kilit noktalara geldiler. Başka kilit noktalara da ister istemez bizzat tanıdıkları kendilerinden kimseleri getirdiler. Böylece 20. asır başlarında Osmanlı ülkesinde fiilî Sabetayist iktidarı kurulmuş oldu. Sultan Hamid‘i tahttan indirenlerin çoğu bu gruptandı. Gazeteciler, filmciler, edebiyatçılar, politikacılar arasında çok Sabetayist vardı. Hüseyin Cahit Yalçın, Hasan Tahsin, Halide Edip Adıvar, Ahmed Emin Yalman, Namık Zeki Aral (Rahşan Ecevit’in babası), Halil Lütfi, Ahmed Salih Korur, Sıddık Sami Onar, Emre Gönensay, Abdi İpekçi, İsmail Cem, Dinç Bilgin, Halil Bezmen, Sabiha Sertel gibi. Sabetayist çocuklarının hem entelelektüel yetişmesi, hem de benliklerini unutmaması için Feyziyye Mektepleri, Şişli Terakki Lisesi gibi müesseseler kurdular. Burada çok sayıda Sabetayist genç yanında bazı Müslüman çocukları da tahsil gördü. Selanik Feyzi Sibyan mektebi müdürü ve din dersi muallimi Şemsi Efendi (Simon Sevi-Atatürk'ün hocasıdır ve Sabetaycı Hahamıdır), muvaffak bir maarifçi idi. İzmir eski belediye başkanı Osman Kibar, “Dönme misiniz?” diye soranlara, “Evet, ama ben 360 derece döndüm” derdi.


STATÜKO VE DÖNMELER

Sabetayistler giderek aralarındaki katı ayrılıkları kaldırdılar. İçlerinden samimî Müslüman olanlar yanında, ateistliğe kayanlar da oldu; klasik Sabetayist geleneğini sürdürenler de.. 1924 mübadelesi ile Yunanistan’dan Türkiye’ye göçüp yeni devirde de mühim bir mevki elde ettiler. Mebus, bakan, vali, müsteşar, profesörler çıktı. Yaşantıları laiklik anlayışına örnek teşkil etti. Sinema ve matbuat dünyasına hâkim oldular. Türkiye’nin ilk sinema şirketlerinden İpek Film, İpekçi ailesine aitti. Yahudilerle devamlı bir çekişme içinde yaşadılar. 1920’li yıllarda Karakaş Rüştü adında birinin cemaat hakkındaki ifşaatı hükümetçe men edildi. 1942’de çıkarılan Varlık Vergisi, D Grubu denilen Sabetayistlerden Müslümanların iki misli olarak tahsil edildi.

Zamanla statükoya sıkıca sarılıp, liberal ve demokrat hareketlere tavır alanların çoğunun Sabetayistlerden çıkması bazılarını şaşırttı. Sabetayistlerin, Türkiye’deki iktidarlarından, liberalizm, demokrasi ve insan hakları pahasına da olsa vazgeçmeyecekleri düşüncesine itti. Son zamanlarda Sabetayistler hakkında gayri ciddî bir neşriyat vardır. Türkiye’deki sayısının birkaç bin olduğu zannedilen Sabetayistlerin, azınlık psikolojisi altında bir nevi gizli faaliyet yürüttüğü doğru olsa bile, artık çoğunun bu işlerle alâkası kalmamıştır.

DÜNDEN BUGÜNE

Prof. Dr. Ekrem Buğra EKİNCİ

ekrem.ekinci@tg.com.tr

www.turkiyegazetesi.com.tr/haberdetay.aspx?haberid=423635&detail=1&winmode=pop

Bu güne değin en çok tıklanılanlar