siyonizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
siyonizm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2023'te neler olacak... Çok güzel izah etmiş | Akademi Dergisi

akademi dergisi, içimizdeki israil, gizli yahudiler, numan kurtulmuş, sabetayistlik, sabetaycılar, akp'nin gerçek yüzü, gizli ermeniler, siyonistler, masonlar,

2023'te neler olacak...

Çok güzel izah etmiş

Sabetaycı gizli Yahudi Numan Kurtulmuş, Sabetayist+Siyonist+Mason ortak ihanet ürünü olan AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütüne geçmeden önce, 2023'te neler olacağını çok güzel izah etmiş.

Sabetaycı gizli Yahudi Emre Kongar, bu sorulara cevap verebilir mi? | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, emre kongar, sabetayistler, siyonizm, gizli yahudiler, şahenkler, turgay ciner, gizli ermeniler, içimizdeki israil, mehmet barlas, FETÖ,

O kısmı şimdilik bir kenara bırak da, bir Sabetaycı gizli Yahudi olarak söylesene, Sabetaycılık nedir, ne değildir? 


Herkesten fazla Türk görünerek, Türk ile İslam'ın arasını açmaya çabalamak, Türkleri manevi ve ahlaki değerlerinden uzaklaştırmaya çabalamak, koca bir milleti aldatmak, kandırmak nedir Emre Kongar? 

İslam cemaatleri sivil toplum örgütlenmeleri değilse, Sabetaycı cemaatleri nedir? Karakaşilik nedir? Kapanilik nedir? Yakubilik nedir? Bunların gizli örgütlenmeleri nedir?

Google NEDEN Türkan Saylan'a doodle yaptı? | Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, gerçek yüzü, google, türkan saylan, içimizdeki ermenistan, masonluk, misyonerlik, video izle, içimizdeki israil, süleymancılar, cia, mossad,


SANA ÇOK YAKIŞTI GOOGLE!

GoogleTürkan Saylan için özel bir doodle hazırladı. Pekiyi bu, ne anlama geliyor...

Milli ve dini değerlerimize ve günlerimize karşı son derece soğuk davranan Google, gizli bir Ermeni ve gizli bir Hristiyan olup masonik çevrelerin ve #İçimizdekiİsrail ile #İçimizdekiErmenistan'ın markalaştırdığı Türkan Saylan'ı es geçmedi, unutmadı.



Gerçek sahibinin CIA ve MOSSAD üzerinden Siyonizm olduğu somut deliller ile ispat edilebilen Google, Türkan Saylan'ın doğum gününü unutmadı. Kendini öğrencilere adadığı iddia edilen ve sürekli olarak sözde Türk, özde gizli Ermeni ve gizli Yahudi basın ve medyanın reklam edip pohpohladığı Saylan için özel bir doodle hazırlandı.

Bülent Arınç da Sabetayist mi?


akp, akp'nin gerçek yüzü, bülent arınç, ergün poyraz, içimizdeki israil, kripto Yahudiler, masonluk, sabetayistler, siyonizm
                                                                      Bülent Arınç

Bülent Arınç, 1948 yılında sıcak bir mayıs ayının 25'inde Bursa'da dünyaya geldi. Arınç, doğumuyla da her insan gibi olmayacağının, aykırı cephede yer alacağının işaretlerini veri­yordu. Arınç'ın doğumu sıradan bir doğum değildi, önce ba­cakları görünmüş, paniğe kapılan doğumdakiler, onu ana kar­nında düzeltmeye çalışmışlarsa da becerememişler, bacakla­rından tutarak çekip çıkartmışlardı.

Evet; 13.733.688.728 T.C numaralı Bülent Arınç 25.05.1948 tarihinde Bursa'da ters bir doğumla gözlerini dünyaya açıyordu. Arınç'ın, Manisa Merkez ilçe Büyük Süm­büller Köyü'nde yer alan kütüğü 1959 yılında Manisa merkez ilçeye naklediliyordu.

Bülent Arınç, her ne kadar babasını "Komutan" olarak ta­nımlasa da 13.748.688.218 kimlik numaralı babası İbrahim Arınç, Jandarma uzatmalısı olarak tanınıyordu. Arınç'ın dede­sinin kütükte geçen ismi Ahmet, nenesinin adı ise Raziye ola­rak yer alıyordu. Baba Arınç 28.12.1908 tarihinde Manisa'da doğmuştu.

15

Musa'nın Mücahiti İbrahim Arınç'ın annesi Raziye'nin, 13.691.690.184 nu­maralı kimlik bilgilerinden gördüğümüze göre baba adı Meh­met, annesinin ismi ise Gılman'dı. Raziye Hanım Bergama'da doğmuştu. Bergama'ya da Girit'ten gelmişlerdi. Girit'e gitme­leri ise Siirt'in Baykan ilçesi Arınç köyünden olan, Arınç aile­sinin Tunceli ve yöresinde isyana kalkışmaları sonucuydu. Böylece Tayyip'in karısı Emine'den, Abdullah Gül'den, Beşir Atalay'dan sonra Siirt kökenli olduğu belgelenen Arınçlar, Bedirhan aşiretinin uzantılarındandılar. Osmanlı bunları Girit'e sürdükten sonra Girit isyanları başlamıştı. Arınç'ın İbrani kö­kenli dedeleri Osmanlı'ya başvurarak bugünkü deyimle Koor­dinatörlük istemiş, koordinatör olmalarının ardından Girit elimizden çıkmıştı. Girit'in elimizden çıkmasının ardından Arınç ailesi Mani­sa'ya yerleşiyorlardı. Manisa, Yunan'a kurşun atmadan teslim olan tek ilimiz olarak tarihte yerini alıyordu. Manisa'da yetişen Bülent Arınç, Meclis Başkanı olduğu zaman 12 mil olayının Yunanistan lehine kabul edilmesini istiyordu. Oysa Bülent Arınç, Mekke'de sarı, kırmızı ve yeşil renkli bir çadırda yaptığı açıklama da Yunanistan'ı Helencilikle, Megalo İdea peşinde koşmakla suçluyor ve ardından kükrüyordu: "Kahpe Yunan" Bülent Arınç'ın annesi Ayşe Sevdiye ise 13.745.688.372 numaralı kimlik bilgilerine göre; 01.07.1919 yılında Alan­ya'da dünyaya gelmişti. Annesinin adı Emine, babası ise Ka­zım'dı. Anne Sevdiye ve Baba İbrahim 10.03.1937 tarihinde evleniyorlardı.

16

Bu evlilikten Bülent Arınç'ın dışında; 15.02.1938 tarihinde Yıldıray, 26.01.1940 yılında Kutlay, 19.05.1943'de Ümit Doğay ve 12.07.1956'ya geldiğimiz de Tülay isimli ço­cukları oluyordu. 21.05.2007 tarihinde Manisa ETV Televizyonunda yayın­lanan konuşmasında Bülent Arınç, annesinin, büyükbaba ve büyük annesinin Bergama ve Yunt Dağı bölgelerinde doğup büyümüş kişiler olduğunu söylüyordu. Oysa yukarıda da belirt­tiğim gibi annesi Ayşe Sevdiye 13.745.688.372 numaralı kim­lik bilgilerine göre; 01.07.1919 yılında Alanya'da dünyaya ge­liyordu. Arınç'ın annesi Sevdiye Mısır'dan Alanya'ya göçen bir ai­lenin kızıydı. Aynı Baykal ailesi gibi onlar da Mısır'dan gelmiş­lerdi. Deniz Baykal'ın dedesi yani annesinin babası Mısır'dan göç edip Antalya'ya yerleşen çok iyi derecede Arapça bilen Şeyh Ahmet Neşşar'dı. Deniz Baykal'ın dayısının oğlu Meh­met Uğur Neşşar CHP Denizli milletvekiliydi. Mısır kökenli ve İskenderiye doğumlu bir başka milletveki­li ise Tayyip'in sırdaşı Emin Şirin'di. Emin Şirin kendini tanım­larken; "Ben de Türk kanından başka her kan var" diyordu. Arınç'ın büyük babası Mehmet, Derviş Mehmet olarak ta­nınıyordu. Büyük baba ölünce Arınç'ın kütükte Ahmet adı ile kayıtlı dedesi, Derviş Mehmet diye çağrılmaya başlanıyordu. Bilindiği gibi Derviş Mehmet, Asteğmen Kubilay'ı şehit eden gurubun başını çekiyordu. Bülent Arınç'ı çok yakından tanıyan ve onun çocukluk arkadaşı olan Nedim Çakmak, "Bülent, çocukluk ve gençlik yıllarında, Manisa sokaklarında " Dedemin intikamını alacağım" diye dolaşıyor" diyordu.

17

Manisa'nın "Üç Bülent'i diye anılan gurupta yer alan Arınç, Manisa kökenli ve İzmir Karşıyaka'da oturan Yahudi Sara Hanım'ın derslerine katılıyor, onun tekkesinden çıkmıyordu. Yahudi düşmanlığı yaparak, Müslümanları saflarına katmak bu derslerde öğreti­len başlıca konulardandı. AKP yönetiminin kare asları olarak nitelenen İsrail Dışiş­leri Müsteşarı Alon Liel ve İshak Alaton gibi Yahudilerin rah­le-i tedrisatından geçen Tayip Erdoğan Maça ası olarak adlan­dırılırken, Kupa ası Bülent Arınç ise Yahudi Sara'nın dersle­rinden ayrılmıyordu. Karo ası Abdullah Gül ise Sabahattin Za­im'in öğrencisiydi. Sabahattin Zaim "Abdullah Gül gibileri bu­lup kullanacaksınız" diyen bir isimdi. Arınç da Erdoğan ve Gül gibi Necip Fazıl'ın talebeleri arasında yer alıyordu. Abdullah Gül, Hülya Avşar'a hayranlığı yüzünden teşkilat­tan tepki alırken, Bülent Arınç Tekirdağ-Malkara'da yaptığı konuşmada; "Hülya Avşar fettan bir kadın her önüne gelenle düşer kalkar" diyor ve alkış alıyordu. Hülya Avşar'ın eski kocası Kaya Çilingiroğlu ise AKP'li ol­duğunu ilan etmekten çekinmiyordu. Süleyman Yeşilyurt, "Yahudi Dönmeleri ve Mum Söndü Ayini" adlı kitabında Sabahattin Zaim için şunları yazıyordu: "1924 yılında Köprülü'de dünyaya gelen Prof. Cevat Babuna'nın baba tarafı Selanik ve Üsküp dönmelerindendir. An­nesi Nazire Hanım ise Selanikli Sabetaist bir ailenin kızıdır. O yıllarda köprülü yani Üsküp, Selanik'ten sonra Yahudi dön­melerin en büyük merkezleri konumundaydı. Babuna'nın teyzeoğlu ünlü Prof. Sabahattin Zaim de Selanik doğumludur.

18

Zaim'in annesi Saime Hanım da Selanik dönmesidir. Zaim'in eşi Ulya (Cıngıllıoğlu) da Sabetaist bir ailenin mensubudur. Ai­ledeki diğer ünlü isim ise Leyla Neyzi'dir..." Karenin dördüncü ismi yani Sinek Ası Abdüllatif Şener, Cumhurbaşkanlığı hayali ile uçtuğu için onunla ilgili bilgilere şimdilik yer vermiyoruz.

Sabetaycı mısınız?



Yalçın Küçük "Tekelliyet 2" adlı kitabında "Bülent Arınç'a yanıt" başlığı altında Uğur İpekçi'nin 14 Mayıs 2003 tarihin­de yayınlanan Habertürk Gazetesi'nde yer alan yazısını akta­rıyordu:

"TBMM Başkanı Bülent Arınç'ı Habertürk'teki Basın Kulübü'nde izledim.

Sayın Arınç, üç saati aşan program esnasında sadece bir kez sinirlendi. O da 'Siz Sabetaycı yani Yahudi Dönmesi bir ai­leden mi geliyorsunuz' sorusu yöneltildiğinde.

Niye bu kadar sinirlendiğini ben pek anlayamadım.

'Değiliz' deyip tartışmayı bitirebilirdi. Ancak demedi. Onun yerine hep başka şeyler söyledi.

Ve hep sinirli konuştu.

Sabetaycılık meselesinde bu kadar hassas olan Bülent Arınç'ın, 'Sabetaycıların okulu' olarak bilinen Fevziye Mektep­leri ile birlikte, Nişantaşı'nda sergi açılışı yapacak olmasına ne buyurulur?

Geçelim...

19

Bülent Arınç, 23 Nisan 2003 günü, eski Meclis binasında yaptığı konuşmada, Nakşibendî şeyhi Ata Efendi'nin Anado­lu'ya nasıl asker ve cephane kaçırdığını övgüyle anlattı.

Peki, Bülent Arınç, Üsküdar'daki Özbekler Tekkesi şeyhi hukukçu Ata Efendi'nin Sabetaycı olup olmadığını bilmekte midir?

Tüm bunlar tesadüf müdür?"

Bülent Arınç, programda kendini Yahudi Dönmesi olarak niteleyen Yalçın Küçük'e dava açıp açmayacağının sorulması üzerine "Dava açmayacağım" diye cevap veriyordu. Ve dava açamıyordu.

Müslüman-Yahudi Savaşı

AKP Manisa Milletvekili Bülent Arınç, 3 Kasım 2002 se­çimleri öncesi "Şeref Madalyalarımız" dediği konuşmalarında Yahudiler için şöyle diyordu:

"...Şöyle bir hadisi şerif var, Müslümanlarla Yahudiler harp etmedikçe kıyamet kopmayacaktır. Bu harpte Müslü­manlar galip gelecektir, öylesine galibiyet ki, Yahudiler taşla­rın ve ağaçların arkasına saklanacak, ağaçlar haber verecektir, "Ey Müslüman arkama Yahudi saklandı gel onu öldür" diye­ceklerdir."

Seçimlerde insanlarımızdan oy almak için böyle konuşan Bülent Arınç, istedikleri oyları aldıktan ve meclis başkanı ol­duktan sonra, Yahudilerle ilgili düşüncelerini tamamen değiş­tiriyordu.

Bülent Arınç, 26 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Başkanı sı­fatıyla Washington'da Musevi Toplumu ve ATAA temsilcileriyle biraraya geliyordu.

20

Arınç Musevi başkanlara övgüler yağdı­rıyordu. Meclis'in İnternet sitesinde Musevilerle buluşma şöy­le aktarılıyordu: "ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Dennis Hastert'ın davetlisi olarak Washington'a gelen TBMM Başkanı Bülent Arınç, Musevi toplumu temsilcileri ve Türk-Amerikan Dernek­leri Asamblesi (ATAA) yetkilileriyle ayrı ayrı biraraya geldi. Türkiye'nin Washington Büyükelçiligi'nde bir çalışma top­lantısı yapan Arınç, daha sonra Amerikan-Türk Konseyi'nin (ATC) düzenlediği öğle yemeğine katıldı. Bülent Arınç, bugün ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Dennis Hastert ile biraraya gelecek. Arınç'ın ayrıca Beyaz Sa­ray'da ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney ve ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley ile görüşmesi öngörülü­yor. Bülent Arınç, ABD Kongresi'ndeki Türk Dostluk Grubu ve Kongre Türkiye Çalışma Grubu üyeleriyle de görüşecek. Dennis Hastert, Arınç onuruna kongrede bir resepsiyon verecek. TBMM Başkanı Arınç'ın, cuma günü Chicago'ya geç­mesi ve burada Türk toplumu üyeleriyle biraraya gelmesi bek­leniyor..." Arınç, Chicago'daki temaslarını tamamladıktan sonra Türkiye'ye hareket edecek..." Arınç, ABD'de Musevilere, Amerika ve İsrail'e muhalefe­tin az sayıda bir grup aşırı dincilerin görüşü olduğunu anlatı­yor, kendinin bu küçük gruba dahil olmadığını vurguluyordu. 29 Mayıs 2005 tarihli Yeniçağ Gazetesi'nde "Washington'da neler oluyor" başlığı altında şunlar vurgulanıyordu:

21

"Başbakan Erdoğan'dan önce Amerika'ya giden TBMM Başkanı Arınç, Musevi lobisi ve papazların yönettiği üniversi­tede temaslarda bulundu. Bülent Arınç'ın, Amerika ve İsrail'e muhalefetin az sayıda bir grup aşırı dinci unsurların görüşü ol­duğunu belirtmesi, Washington ve Kudüs"e mesajdı.

Zaten ne hikmetse, koştura koştura Musevi lobisi ile te­masta bulundu. Ayrıca Washington'da, papazlar tarafından yönetilen George Üniversitesi temasları da ilgi çekici.

TBMM Başkanı'nın bu ziyareti neden yaptığı, kendi açık­lamalarının arasındaki kelimelerde gizli.

ABD'nin Chicago kentinde temaslarda bulunan TBMM Başkanı Bülent Arınç, Dünya Ticaret Merkezi'nin Chicago Kulübü'nde verdiği akşam yemeğine katıldı.

Küresel emperyalizmin beyni olan Dünya Ticaret Örgütü, emirlerine direnen ülkelerin iktidarlarını devirmekle ünlü..."

Bülent Arınç'ın Yahudilere Kardeşlik Mesajı

26 Ocak 2006 tarihinde Meclis İnternet'inde TBMM Baş­kanı Bülent Arınç'ın, İsrail Meclis Başkanı'na Uluslararası An­ma Günü nedeniyle bir mesaj gönderdiği açıklanıyordu. Ya­hudilerle savaşmadan kıyamet kopmayacağını ilan eden Arınç, yukarıda da yer alan görüşlerinin aksine Yahudilere ya­pıldığı iddia edilen soykırımı "korkunç" olarak niteliyordu. Si­tede Arınç'ın büyük değişimini(!) gösteren haber şöyle yer alı­yordu:

"Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç, Yahudi soykırımı kurbanları anısına BM Genel Kurulu tarafın­dan ilan edilen 27 Ocak Uluslararası Anma Günü nedeniyle İsrail Meclis Başkanı Reuven Rivlin'e bir mesaj gönderdi.

22

TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın mesajı şöyle: "Bu tür korkunç olayların tekrarlanmaması için yeni nesille­rin bilinçlendirilmesine verdiğimiz önem çerçevesinde, 1 Kasım 2005 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda kabul edilen "Yahudi Soykırımının (Holokost) anılması" başlıklı karar tasarısı­nın ortak sunucuları arasında Türkiye de yer almıştır. 27 Ocak tarihinde ülkemizde de Yahudi soykırımı kurban­larının anılması ve Dışişleri Bakanlığımızca bu amaçla bir açıklama yapılması kararlaştırılmıştır. Aynı tarihte, günün an­lamı ile ilgili TBMM adına bir açıklama yapılmasını da öngör­mekteyim." İsraillilere bu şekilde şirin demeçler yollayan Arınç, RP ha­tibi sıfatıyla yaptığı konuşmalarda İsrail'i "Gasp Devleti" ol­makla suçluyor, esiyor, gürlüyordu: "İsrail bir gasp devletidir. Çalınmış bir toprakta gasp dev­leti kurmuştur. Müslümanların kanlarını akıtmıştır. İsrail'in Mossad örgütü bugünkü terör olaylarında başı çekmiştir..."

Arınç ABD'de

24 Mayıs 2005 yılında Bülent Arınç Meclis Başkanı sıfa­tıyla Amerika'yı ziyaret ediyordu. Ziyaret sırasında ilginç geliş­meler yaşanıyordu. Bu ziyareti Yılmaz Polat'tan izleyelim:

"Tarih 24 Mayıs 2005'i gösterirken Beyaz Saray Basın Bürosu'ndan kısa bir açıklama yapıldı. Açıklamada, Başkan Bush'un Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la 8 Haziran'da görüşeceği duyuruldu.

23

Açıklamada, görüşme süresi yoktu. Li­derlerin, Irak, Büyük Ortadoğu, Orta Asya ve Kafkaslar konu­larını görüşme imkânı bulacakları yazıldı.

Açıklamanın yapıldığı gün TBMM Başkanı Bülent Arınç da Amerika'ya ayakbastı. Arınç'ın ziyareti daha önceden plan­lanmıştı.

Arınç'ın ilk teması Temsilciler Meclisi Başkanı Dennis Hastert'la idi. Arınç, Hastert'ı Kongre'deki başkanlık odasın­da ziyaret etmeden önce kısa süreli bir fotoğraf çekme fırsatı olacağı bildirildi.

Türk Basın Müşavirligi'nden gazetecilere gönderilen elektronik posta yani e-mail de fotoğraf çekmek isteyen gaze­tecilerin Hastert'in ofisinden Olga'yı aramaları gerektiği bildi­rildi. Bunun üzerine bazı gazeteciler Olga'yı aradı. Olga da ge­reken bilgileri verdi.

Ancak daha sonra yine Basın Müşavirliği'nden gönderi­len başka bir mail de, Temsilciler Meclisi Başkanı'nın ofisine dayanarak, Arınç-Hastert görüşmesinden önce fotoğraf çek­me fırsatının olmayacağı bildirildi. Yani Temsilciler Meclisi Başkanı Arınç'la fotoğrafının çekilmesi ve tv görüntüsünün alınmasını istememişti.

Arınç'ın bu gelişmeden haberi yoktu. Türk basınının ken­dini izlemediğini düşünerek çok kızdı. Bu kızgınlığını da gaze­tecilerin yanında AA ve TRT muhabirlerine laf atarak belli et­ti. Arınç, aleyhine yazı yazan gazeteciler için de isim vermeden ağır konuştu.

Cumhuriyetçi partili olan Hastert aslında Türklerden fazla hoşlanmıyordu.

24

Ermeni ve Rum Lobisinin etkisi altındaydı. 2000 yılındaki sözde Ermeni soykırım tasarısının geçmesi için büyük gayret göstermişti. Dönemin Başkanı Clinton, "Ameri­ka'nın Ulusal Güvenlik çıkarlarını etkileyeceği" gerekçesiyle Haster'a baskı yapıp tasarının Genel Kurula gelmesini önle­mişti. Ancak burada hatırlanması gereken bir husus ta, Yahudiler­le savaş yapılmadan kıyametin kopmayacağını açıklayan Arınç'ın Amerika'da Yahudilere methiyeler düzmesinin yanında sözde Er­meni soykırım konferansına destek vermesi, konferansın yapıl­masını desteklemesi ve istemesiydi. Yahudilere tepki gösterenle­rin ise bir avuç dinci fanatikin, işi olduğunu anlatmasıydı. Neyse dönelim biz Arınç'ın ABD gezisine, ABD'deki bu gelişmelerden haberi olmayan Arınç, Hastert'i Ermeni soykı­rım tasarısının karşısında duran birisi olarak tanımlıyordu. Gerçeklere takla attırarak. Arınç, Beyaz Saray Başkan Yardımcısı Dick Cheney ve Başkan'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley'le de görüşüyordu. Arınç'a göre görüşmede, Türk-Amerikan ilişkilerinin öne­mi ve bu ilişkileri hiçbir şeyin zedeleyemeyeceği üzerinde du­ruldu. Bu güzel ilişkilerin gidişini kıskananlar olabilirdi..." Oysa Amerikalılara; "Köpek, katil" gibi sıfatları layık gö­ren yine kendisiydi. Demek ki dün öyleydi bugün de böyle, Amerikan düşmanlığı ile oy kazanıp, Amerikan sevgisiyle eri­me bu şekilde oluyordu.


MUSA'NIN MÜCAHİTİ
Ergün Poyraz
Togan Yayınları / Musa'nın Mücahiti / Araştırma İnceleme

Bir Sabetayiste yapılabilecek en anlamlı mezar; ANITKABİR

ANITKABİR
ANITKABİR


Sabetayist Kamal Adıtürk için yapılan Anıtkabir'de, her şey öylesine derin derin hesap edilmiş ki, sütunların arasında kalan boşluklar bile ince ince planlanmış...

Bu nasıl Türk medyası? Elini kime atsan ya Kripto Yahudi ya Sabetayist ya Mason uşağı!

medya
medya


Ülkemizdeki kocaman gazetelerin hatta kocaman haber kanallarının bile çoğunun Suriye'de muhabirlerinin bulunmadığını...

Suriye'deki muhalif el Kaide teröristlerinin bütün açıklamalarını ve iddialarını, araştırılmış-ispat edilmiş kesin gerçekler gibi milletimize sunduklarını...

Bunu imkansızlıktan değil de böyle olması işlerine geldiklerinden yaptıklarını...

Bu haberlerin çoğunun yalan ve iftira niteliğinde olduğunu bildikleri halde bunu yaptıklarını...

Bilerek ve isteyerek gerçek dışı fotoğraflar, açıklamalar, beyanlar, röportajlar eklediklerini...

Oraya muhabir gönderseler bile yine de Muhalif el kaide teröristlerini mazlum ve mücahid gösterip Suriye devletini ve ordusunu vahşi göstereceklerini...

Bunu yapmak zorunda olduklarını...

Büyük İsrail Devleti idealini, Armagedon idealini gerçekleştirmek niyeti ile çıkarttıkları bu fitneleri, basın gücü ile kendi menfaatlerine göre anlattıklarını....

Türkiye de Yahudilerin tesirleri ve güçleri büyük müdür? Ülkemizde kaç tür Yahudi vardır?

Türkiye'de Yahudilerin tesirleri ve güçleri büyük müdür? Ülkemizde kaç tür Yahudi vardır?


Türkiye'de Yahudilerin tesirleri ve güçleri büyük müdür? Bu soruya tereddüt etmeden "Evet büyüktür" cevabını verebiliriz.
Ülkemizde kaç tür Yahudi vardır?

Birinciler: Kimlik kartlarının din hanesinde Musevî yazan vatandaşlarımızdır. Onlar Rumlar ve Ermeniler gibi azınlık statüsünde değildir ve eşit vatandaşlardır. Hattâ Müslümanlardan daha eşit oldukları söylenebilir. Devletimiz Müslüman bir çocuğunu dövebilir, kulağını çekebilir ama Yahudi çocuğuna bir fiske bile vuramaz.

Son 80 yıllık tarihimizde Yahudilere baskılar, haksızlıklar yapılmış mıdır? Elbette yapılmıştır ama Müslümanlara yapıldığı kadar değil.



İkinci tür Yahudilere gelelim: Onlar Sabataycılardır. Madalyonun bir tarafında Türk ve Müslümandırlar. Öteki tarafında Sabatay Sevi tarikatı Yahudisidirler. Gerçek ve tek kimlikli Musevîlerin sayısının en fazla 25 bin olmasına karşılık Sabataycıların sayısı, tahmin edilenden çok daha fazladır. Bu Yahudiler hakkında resmî istatistik yoktur. Rivayetler, belgeler; çok ciddî tarihçilerin, düşünürlerin, araştırıcıların iddiaları vardır. İstanbul'da birkaç Sinagogları olduğu söyleniyor. Bir ara Etiler Alkent'te bir binanın alt katını ibadet yeri olarak kullanıyorlardı. Hâlâ açık mıdır bilmiyorum. Bakırköy'de, Adalar'da Sabataycı sinagoğu bulunduğunu duymuştum. Sabataycıların en büyük reisi, bir tür başhahamı da bir profesörmüş. Bu cemaat son derece güçlüdür.

Başka Yahudiler de var.
Müslüman görünen Kürt Yahudileri.
Kafkasya Yahudileri (Azerîlerin "Dağ Çufudu" dedikleri taife onlardandır). Adam Çerkes gibi görünür, aslında Yahudidir.
Bir de Alevî ve Bektaşî gibi görünen Yahudiler vardır.

Gerçekten Alevî, gerçekten Bektaşî olan vatandaşlarımız üzerlerine alınmasınlar. Onları tenzih ederim.

Sünnîler arasında Yahudi var mıdır? Elbette olabilir, elbette vardır.

Şu meşhur Tuncay Güney'i düşünün. Şu anda Kanada'da haham yardımcılığı mı ne yapan kişi. Annesi Çorumlu bir köylü. Şalvarlı, başı kapalı bir kadıncağız. Haham Tuncay Güney bir ara Müslümanlık "yapıyordu". Epey namaz da kılmıştır herhalde. İmamlık yaptı mı bilmem...

İki türlü dönme vardır. Gerçekten dönmemiş, dönmüş gibi görünen, iki kimliği olan, asıl kimliği Yahudilik olan dönmeler büyük "D" ile yazılan Dönme taifesine mensuptur. Bir de, gerçekten dönmüş olan, eskiden Yahudi iken sonra samimiyetle Müslümanlığa geçmiş olan dönmeler ki, küçük "d" ile yazılır. Müslümanlıkta ırkçılık yoktur. Yahudilikten Müslümanlığa gerçekten ve samimî olarak geçmiş bulunanlar din ve iman kardeşimizdir, onlara etnik kökenlerinin Yahudi olması dolayısıyla yan gözle bakılmaz.

Tek kimlikleri olan, Yahudilikleri belli olan vatandaşlarımıza da yan gözle bakılmaz.
Lakin işin içine iki kimlik meselesi girince tereddütler, şüpheler, kuşkular, endişeler, korkular, çekingenlikler başlar.Şu hususu da belirtmek gerekir: Bütün Sabataycılar bir tarağın dişleri gibi aynı yapıda değildir. Kendi halinde, Müslüman çoğunluğa düşmanlık etmeyen, sosyal barış ve uzlaşmaya taraftar olanlardan fazla korkmayız. Lakin içlerinde son derece harbî ve agresif İslâm ve Müslüman düşmanı olanlar vardır ki onlardan ne kadar korksak ve çekinsek yeridir.

Neyse sözü fazla uzatmayayım ve yeni bir soru yönelteyim: Son Davos hadisesinden sonra İsrail, Siyonizm, Yahudiler Türkiye'yi cezalandıracaklar mıdır?

Yahudiler homojen bir yapıya sahip değildir. İsrail'e ve Siyonizme son derece muhalif olan Yahudiler vardır.Lakin onlar azınlıktadır.

Siyonist Yahudiler Davos'un mutlaka intikamını almak isteyeceklerdir. Nasıl, ne zaman, nerede?>
AK Parti içinde ajanları, Truva atları var mıdır? Bu soruya a priori evet demek gerekir. Türkiye'de bir iktidar partisi olacak ve onun içinde Siyonistlerin ajanları bulunmayacak, böyle bir şey mümkün değildir.

Çok büyük ve güçlü bir cemaatin İsrail ile, Siyonistler ile, Sabataycılar ile derin münasebetleri ve işbirliği olduğu iddia ediliyor. Bu iddia doğru mudur? Bu konuda bir şey söyleyemem. Ben sadece rivayet olduğunu söylüyorum. Doğru mu yanlış mı bilemem.

Önemli bir zatın ayağını kaydırmak isteyenler de varmış. Kimler? Niçin?
Onun yerine kendilerine bağlı bir adam getirmek istiyorlarmış. Hayat, hadiseler, siyaset gerçek bir tiyatrodur. Sahnede oynanan oyun görülür. Dekorun arkasında, kulislerde neler döndüğünü kimse bilmez, yahut çok az kimse bilir, sezer ve anlar.

Mehmet Şevket Eygi
Gazeteci - Yazar

Bu güne değin en çok tıklanılanlar